ıslıkların sessiz müptelası
kaçıncı şarap izi dudağındaki
kanlar damlamış kağıtlara
şarap sanmış bizimkisi
acısı tatlısı kalmamış
seyretmiş duvardakini
önünde
ahmaklığın romanı
sayfası bir tutam yırtık
gecenin tam ortasında beklermiş
güneşin batışını
neyin pişmanlığı bu
saatleri kırmak kurmamak kadar aynı
dolabıysa boş
oysa herkeste var renkli maskeler
nerede satılır ki alınsın
nerede bulunur ki takılsın
hiç bilmez bizimkisi
gurur şeref pazarı neresi
bu yüzden kaçırmış güneşi
mumları gökyüzünü
çıplak yüzü güneşi andırmış
tam bir akşamüstü seferi
elinde bir parça kitaptan kalan
hayaller yazılı
paramparça umutlarsa
her bir noktada gizli...
sayfanın boş izleri tamamlanamayacak kadar derin
bir parça kağıt eski yerine yakışamayacak kadar kayıp...