Bizim en küçük hücrelerimiz dahi evreni duyar ve hisseder. Var olan her şeyin müziği Kozmos’ta bir senfoni oluşturur ve hücrelerimiz de sonsuz uyumla titreşerek bu müzikal armoniye katkıda bulunur.
Doğadaki her kavram birbiriyle bir bütün olarak tüm fonksiyonlarını iç içe yürütür. Bu bağlamda evren bir aile gibidir. Tek bir beden gibi de düşünülebilir. Dünyamız devasa evren bedenindeki minik bir hücreyken insan da dünya bedeninin minicik bir hücresi gibidir.
Kozmos’un enginliği içinde var olan her şey birbirinden ayrı ve kilometrelerce uzak gibi görünse de aslında tüm yaşam formları, her an görünmez bağlarla ilişki içindedir.
Kozmos en küçüğünden en büyüğüne kadar tüm mevcudatıyla birlikte bütün bir modeldir. Gerçekte dünya ve yaşam, birbiriyle ilişki içinde olan tüm etkenlerin bir bütünüdür. Bu bütünlük yaşamın her alanında gözlemlenir.
Evrenin her gün keşfedilmeyi bekleyen p-yepyeni sırlarla dolu, sihirli bir dünya olduğunu keşfettiler. Doğada düzen vardı, başıboşluk yoktu. İnce işleyiş her alanda hakimdi.