"Kaçış, yorgunluktan ve çaresizlikten ileri gelir ki bir noktada herkesin hakkı olabilir. Yenilenmek, güç toplamak, tazelenmek için uzaklaşmak, dinlenmek, huzura çekilmek, tembellik hakkını kullanmak elbette ki yersiz değildir. Çünkü kaçış da geçici olmak zorundadır. Ancak sonsuz bir kaçış yaşamın doğal akışına terstir. Yaşam bir kaçış değil, arayıştır. Gelişmenin, büyümenin, erdemli ve ahlaklı olmanın bir yolunu bulmaktır. Dolayısıyla deneyimlerden, durumlardan, olaylardan, insanlardan, hislerden ve doğanın düzeninden kaçmak felsefeye de aykırıdır. Üstelik bütün bunlardan uzaklaşmak için insanın kendini ıssızlaştırması, yalnızlaştırması, dağlara tepelere gidip inzivaya çekilmesi, yaşam akışından soyutlanması da akıl karı değil. Çünkü ihtiyacı olan huzuru, dinlenmeyi, sakinleşmeyi ve yenilenmeyi yakalaması gereken yer, zihnidir. İnzivanın içinde dağlarda, köylerde, tepelerde farklı bir düzen söz konusu değildir. Cennet, zihinde inşa edilir. Sorunlardan uzak durmanın yolu mekan değiştirmek ve yeni mekanlara sığınma olamaz."