gülce

mavi maviydi,ırmak ırmaktı;her ne kadar Siddartha'daki mavinin ve ırmağın içinde o biricik ve Tanrısal varlık yaşamını sürdürüyorsa da,Tanrısal varlığın hikmeti burada sarı,orada mavi,burada gökyüzü,orada orman,bir başka yerde Siddartha olmaktı.amaç ve töz nesnelerin arkasında bir yerde değil,onların içindeydi,her şeydeydi kısaca.
Reklam
güzeldi dünya,renkliydi,garip ve gizemliydi! burada mavi,şurada sarı,orada yeşildi.gökyüzü akıyor,ırmak akıyor ve orman gözlerini dikmiş bakıyor ve dağ gözlerini dikmiş bakıyordu;hepsi güzel, hepsi gizemli ve büyüleyiciydi,bütün bunların ortasında da o vardı,Siddartha,uykulardan uyanmış, kendine giden yoldaki Siddartha.
kendimden korkuyordum çünkü,kendimden kaçıyordum!
doğrusu,dünyada benim bu Ben'im kadar,bu yaşıyor olduğum,başkaları gibi ve başkalarından ayrı biri olduğum,Siddartha olduğum bilmecesi kadar kafamı başka hiçbir şey kurcalamadı.ve dünyada kendim kadar,Siddartha kadar az bildiğim başka hiçbir şey yok!
öğrencilerinden biri olsam,korkarım kendi Ben'im sadece görünürde,sadece yalancıktan sükun bulup esenliğe kavuşacak,oysa gerçekte yaşamını sürdürüp büyüyecek giderek,çünkü o zaman öğretiyi,senin peşine takılmamı,sana duyacağım sevgiyi,keşişler topluluğunu kendi Ben'im yapmış olacağım.
Reklam