“Ben bu alemde en çok Rayiha’yı sevdim.”
Aşkta insanın niyeti mi daha önemlidir, kısmeti mi? Mutluluk veya mutsuzluğumuz bizim seçimlerimize mi bağlıdır, yoksa bizim dışımızda mı gelişip başımıza gelirler?
Kafamda bir tuhaflık Orhan Pamuk’un üzerinde altı yıl çalıştığı roman, bozacı Mevlut ile üç yıl aşk mektupları yazdığı sevgilisinin İstanbul’daki hayatlarına hikaye ediyor.
Hikaye 1960’lı yıllarda babası ile İstanbul’a gelen Mevlut ile başlıyor. Eser, her ne kadar Mevlut’un İstanbul’daki yaşamını, umutlarını anlatsa da 1969 -2012 yılları arasındaki siyasi, kültürel olayları da barındırıyor.
Beni bu kitapta etkileyen asıl nokta; Mevlut’un güzel gözlerinden etkilendiği Samiha’ya aşık olup, amcaoğlu Süleyman yüzünden Rayiha’yı kaçırması ama asıl aşkı onda bulmasıydı.
Yıllar sonra Samiha ile birlikte olsa da Mevlut’un asıl aşkı her zaman Rayiha idi.
“Aşkı diri tutan şey, imkansız olmasıdır.” (Sayfa 330)