eys

eys
@liilyybird
I'm talking 'bout girls
1
Herkesin sustuğunu yüksek sesle dile getirmek en büyük korkusuzluktu ve artık dünya, birçok korkak insanla doluydu. "Ölüm, en yüksek çığlıktır." Duvardaki cümleye odaklandım, devamı daha can yakıcıydı. "Ölüm bazen de umutsuz bir dilektir." Başımı iki yana salladığımda gözlerimi gökyüzüne doğru çevirdim ve son cümleyi okumaktan kaçındım ama işte orada, zihnimin içinde ezberlediğim şekilde dönüyordu. "Ölüm, büyük bir çığlık ve umutsuz bir dilek olduğunda kimse sizi unutamaz. Biz unutulmayacağız."
Beyaz Leke
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
giriş
"Ölümün getirdiği zafer ve ölümün getirdiği acı."
Beyaz Leke
56
"Lan sana bir şey olacak diye ölüyordum ben! Ben hep ölüyordum, ben hep senin için ölüyorum, sen bunu bile bile nasıl ölmek isteyebilirsin? Bunun adı terk etmek değil ?" Elini saçlarına geçirdi ve arkasını dönüp bir kez daha sertçe sandalyeye vurdu, sandalye duvarda parçalandı. "Lan aklımı kaçıracağım," dedi kendine vurarak ardından durdu, gözleri açıldı ve başını iki yana salladı. "Benim," dedi kekeleyerek. "Benim yüzümden mi?" Hızlı bir şekilde eli cebine gitti, titreyen elleriyle telefonu çıkardı. "Sen bana o gün veda ettin, benim yüzümdendi, benim yüzümden ölecektin, ben yaptım," telefon elinden yere düştü, "lan ben ne yaptım?" dedi bu kez. "Ben seni yalnız bıraktım diye mi?" Lal ayağa kalktı ve önüne geçip bir şeyler söylemeye çalıştı ama dinleyebilecek gibi değildi, göz teması kuruyor ama anlamıyordu. "Bartu," dedim zorlukla konuşarak. "Senin suçun değildi, senle alakası yoktu, biz bunu..." "Benim suçumdu," dedi Yankı bir anda. "Yalnız bırakmamam gerekiyordu, anlamam gerekiyordu ama yapamadım." Her şey birbirine girerken Bartu bizi duymuyor gibiydi.
Sokak Nöbetçileri
56
"Nereye gideceksin?" diye sordu Işık sert bir sesle Bartu'nun arkasından. "Nereye gideceksin Bartu? Kime gideceksin? Ne yapacaksın?" Onun da öfkelendiğini hissediyordum. "Ben kaldım, bütün yaşadıklarıma rağmen. Hayallerim elimden alındı, ben kalmaya devam ettim. Hiç affedilmeyecek şeyleri aptal kalbimle affettim. Hepimiz kaldık. Sen şimdi gideceksin öyle mi?" Arkasındaki sandalyeye tekme atma sırası, Işık'taydı. "Aşkından gözünü karartan tek kişi sen misin ya bu evde?" Hirsla kelimeler dudaklarından dökülüyordu. "Kim derdi ki Işık aşkı için acılarını sineye çekecek?" Parmağıyla Koza'yı işaret etti. "Ben bu adama aşık oldum, acılarımı sineye çektim. gidemedim. Şimdi sen gideceksin öyle mi?" Bartu'ya doğru bir adım attı, işaret parmağını havaya kaldırdı, onun da gözleri dolmuştu. "Bir saniye durmam burada, ben de işte o zaman çekip giderim çünkü anlarım ki, insan gidebiliyormuş, sen bile gidebiliyormuşsun, bu kadar bağlıyken."
Sokak Nöbetçileri
56
"Seni ilk sevdigimi hissettiğim an, o sokak lambasının altında beni ölümden kurtardığın zamandı." dedi fısıldayarak. "Senin için her şeyi yapabileceğimi fark ettiğim an, yukarıdaki fotoğraf odasında saçlarını kestiğimdeydi. Doyasıya gülebileceğimi anladığım o ilk an, benim yatağımda gizli saklı uyuduğumuzdaydı. Kalbimi bir tek senin karabileceğini gördüğüm gün, sen yukarıdaki koridorda beni istemediğini söylemiştin, sana iyi gelmediğimi. Gücümü kaybettirecek tek kişinin sen olduğunu anladığım an, o merdiven basamaklarında seni ağlarken bulmaktı çünkü yapabileceğim hiçbir şey yoktu, yalana sığındım senin için." Büyük bir nefes verdi, saçlarımda o güzel nefesini hissettim. "Ve sana aşık olduğumu fark ettiğim an ise bu odada gitme diye dizlerimin üzerine kapandığımdaydı." Bakışlarım o koltuğa doğru döndü, gülümseyebilirdim ama acıyı hissettim; bunu Yankı da fark etti. "Zarardın, bıçaktın, acıydın, ajandın ama oradaydın: o bıçak bana saplansa bile gitme istedim, senin elinde tuttuğun bıçağın bile benim için kurtuluştu." Başını salladı, nefesi boynumda dolaştı. "Ölmekse, sadece senin için ölmekti, Helin. Sana rağmen, senin ellerinden."
Sokak Nöbetçileri