Güven.
Bu kelimenin anlamının benim için ne olduğunu bilseydi kullanmayacağını biliyordum. İnsanlara beslediğim güven duygusunu sömüren bir kan emici içimde yaşıyordu ve kendimi bazı şeyler için ne kadar zorlarsam zorlayayım insanlara inancım tükenmişti.
İçimdeki o lanet dürtü, ilk defa iyimser bir tonla bana bir defaya mahsus yirmi yaşında bir kız gibi davranmamı söyledi ve Büge'nin gözlerindeki samimiyet ise bunu destekledi, güvenmek adı altında yapacağım bir şey yoktu fakat gerçekten açıkça fikir almaya ihtiyacım vardı.
Beyaz güvercin gözlerimin önüne düştüğünde can çekişiyordu ve tek bir parçası için tutuşuyordu, o tek parça içimi kavursa dahi ona vermedim, beyaz güvercinin ölümüne razı oldum. Sağ elimi, zarif bir hareketle öne uzatıp başımı dirseğimin hizasına getirdim ve kirpiklerimin arasından güvercine baktım, ölümüne saniyeler vardı, dudaklarım aralandı.
Cümleler,kelimeler hatta duraksamak için aralara konulan virgüller bile insanın içinde kademsiz duyguların oluşmasına sebeb olabilir miydi ? Kademsiz her duygu,geçmişten gelen bir çığlığın içinde toparlanabilir ve ortaya dökülen detaylar,inceleme fırsatı vermeden insanı yaralayabilir miydi ?