Esra

Bence içedönüklüğün bir armağanı da kendini bilme yolculuğunu, çoğunluktan daha erken yapmamız. Kendimizi anlama ve tanıma zorunluluğu, bir çok insanın orta yaşın üzerindeyken geçtiği yollara bizi çok daha erken yaşlarda sokuyor ve derinleşmeye itiyor.
Reklam
"Eğer kendilerine önemli biri oldukları hissettirilseydi, pek çok kişinin yaşamı değişebilirdi."
Japon yazar İchiro Kishimi, The Courage to be Disliked adlı kitabında, "Birileri tarafından sevilmiyorsanız, bu özgürce ve kendi ilkelerinize göre yaşadığınızın bir göstergesidir" diyor.
Ergenlik ve gençlik yıllarımı "Ne kadar soğuksun / ciddisin / mesafelisin" üçlemesiyle geçirdim. Bu çok canımı sıkıyordu çünkü içten içe, gayet sıcak ve sevgi dolu biri olduğumu düşünüyor fakat bunu yansıtamıyordum.
Deneyimlediğim için çok iyi biliyorum; kendi kabuğunda yaşayan, suya sabuna dokunmayan, yorumlarını kendine saklayan, daima ortalama seçimler yapan ve kalabalığa uyan biri olmak, toplum tarafından daima hoş karşılanır. Hep sevilirsin ama bu aslında sorun çıkarmayacağı garanti biri olmandan kaynaklanan bir "sevgimsi" hâldir. Peki bu "sevgimsilik" için kabuğunda tıkılıp kalmaya değer mi?
Reklam