Hep sessizce söylediğim ama başkalarının uyguladığı fikirler vardı. Hep aklıma gelen ama cesaret edemediğim için söyleyemediğim cevaplar. Hep karışmak istediğim ama geride durduğum diyaloglar. Hep sahnede olmak istediğim ama günün sonunda kendimi seyirci koltuğunda alkışlarken bulduğum etkinlikler.
Dış görünüşün başrolü; derin düşüncelerin, sohbetin ve sükunetin ise figüranlık rolünü kaptığı gençlik aşklarında, içedönüklerin gerçekten şansı var mı peki?