Beklediğin gelmiyorsa sen ona git. İstiyorsan eyleme geç. Seviyorsan söyle. Bunaldıysan kaç. Her şeyi hayattan bekleme. Ve unutma ki, yaşamın yaşadıklarındır, yaşamaya niyet ettiklerin değil.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çoğu zaman kendi potansiyelin için yeterlisindir ama senden beklenenler için eksik ve yetersiz kalırsın. Mükemmel anne baba kalıbının içini doldurmayabilir, harika vücut görseline uymayabilir, müthiş yetenek tanımına denk gelmeyebilirsin. O zaman hemen "ben yapamıyorum, yeterli değilim" cümlesi yerleşebilir zihnine. Dur ama! Yerleşmesin. "Yeterli değilim" derken kime göre ve neye göre yeterli olmaktan bahsediyorsun, önce onu fark et. Mükemmel, harika, müthiş kavramlarını kim tanımlıyor? Ve bu tanımlara uymak için yaptıklarımızın hayatımıza bedelleri ne oluyor?
Konu ne olursa olsun, hayatta önüne hep iki seçenek çıkar özünde. Ya önceden tanımı yapılmış olan ve genellikle idealize edilerek mükemmellik adı altında ortaya atılan yoldan gitmek ya da karşılaştığın gerçekliğe göre kendine ait yolu bulup sana özgü rotayı çizmek ve oradan devam etmek.
İyi bir ilişkinin tanımı her şeye katlanmak olarak kodlanmışsa inanç sistemine, o zaman gerçekten de her şeye katlanırsın. İstemediğin durumlara müdahale etmez, sesini çıkartman gereken yerlerde susar, gitmen gereken yerlerde inatla kalmaya devam edersin. Senin için bir ilişkiyi sürdürmenin yolu sürekli alttan alman ve bir şeyleri tamir etmenle mümkündür. Fedakârlık yapmayı, yani kendini feda etmeyi iyi bir şey olarak kabul edersin. Bu yüzden karşındaki tarafından sevilmek ve onaylanmak için ve onunla olan ilişkini korumak için sürekli bir şeylere katlanarak geçer ömrün.