Melis♡

Yapamadım.Yazmazsam deli olacaktım.
10/10
·123 syf.··
2025 10. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2025 03:34
Sait Faik'in okuduğum ilk kitabı Son Kuşlar'dı ve sanırım altı ya da yedinci sınıfta okumuştum.Kitaptan hiçbir şey anlamamıştım,hepsi durum hikayesiydi ve bana gerçekten çok sıkıcı gelmişti.Bu sefer okuduğumda öyle olmadı ama...Gerçekten çok güzeldi,çok sevdim.Her bir öyküsü kendi hayatından,duygularından,hislerinden parçalar içeriyor ve belki de bu yüzden okurken bana çok sıcak ve samimi hissettirdi kitap. Yazarın doğaya,özellikle denize olan sevgisi o kadar içten o kadar güzel bir şekilde anlatılmış ki...Her şeyi en ince ayrıntısına kadar,hiçbir detayı kaçırmadan,sadece bakarak değil gerçekten görerek,hissederek anlatmış hikayelerini Sait Faik.Hikayeleri kendi hayatından olduğu için nasıl bu kadar şey yaşamış olabilir ki diye düşünerek bayağı şaşırdım,çünkü birçok ilginç olay yaşanıyordu kitapta ama aslında eğer biz de çevremizi,doğayı,dünyayı onun bakış açısıyla görsek,her şeyi bir çocukmuşçasına merakla gözlemlesek birçok insanın hayatından kitaplara konu olabilecek ilginç,farklı farklı hikayeler yazılabilir bence.Ancak şu anki hayatımızda en azından kendi adıma konuşmam gerekirse hep bir koşuşturmaca,telaş,kaygı,stres vs vs derken hayatımızdaki o küçük güzellikleri göremiyoruz maalesef.Biz kafamızdaki türlü türlü sorunlarla boğuşurken yanımızdan uçup geçen tatlı bir serçe,koşuşturup oynaşan köpekler,üzerine bastığımızı bile fark etmediğimiz minik bir menekşe...Kısacası insanlar ne hayatlarından keyif alabiliyor ne de hayatlarındaki güzellikleri fark edebiliyorlar. Sait Faik için ise ölen bir martı,duyduğu bir ''hişt'' sesi,ölen bir dülgar balığı bile öyle büyük bir anlam ifade ediyor ki onun için.Hatta Sivriada Geceleri adlı öyküsünde sabahın köründe sırf denizden geçen bir vapuru göstermek için arkadaşını uykusundan kaldırıyor ve bunu yapmasının tek sebebinin
Seçme HikayelerSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20206,9bin okunma
Reklam
Görünmez olmak sandığınız kadar eğlenceli bir şey değil
9/10
·320 syf.··
2025 7. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2025 23:42
Gerçekten çok güzeldi.Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen konusu olsun,karakterler olsun,dil ve anlatımı olsun gerçekten güzel bir şekilde işlenmişti.Alice ve Henry'e cidden bayıldım,başta birbirlerinden ne kadar nefret ediyor gibi görünseler de tatlı bir ilişkileri vardı yani içimizi ısıtacak türden samimi ve tatlış bir kitaptı bence. Şimdi konusundan bahsedecek olursak 12.sınıfa giden Alice adlı karakterimiz Çin'deki Airington Lisesi'ndeki tek burslu öğrenci yani burası sadece zengin züppe veletlerin girebileceği ve alt sınıftan kişilerin girmesinin neredeyse imkansız olduğu çok prestijli ve sadece en iyileri kabul eden bir lise ve Alice de bunun istisnası.Buna rağmen Alice okulda en iyi notlara sahip ve okul birincisi.Ee pardon bir de Henry Li var tabii ki.Maalesef her sene bu birinciliği Henry ile paylaşmak zorunda kalıyor ve ondan gerçekten çook nefret ediyor.İkisi de birbirinden rekabetçi ve mükemmelmiyetçi.Özellikle Alice...yani asla düşük not almamış,zeki,çalışkan ve inek bir öğrenci.Sınıfındakiler ona Bilgi Makinesi falan diyor.Açıkçası şu an öyle olmamak için gayret göstersem de ortaokulda ben de tıpkı Alice gibiydim,yani aşırı gereksiz bir mükemmelliyetçiliğim(bu kelime ne kadar uzun ya)vardı o yüzden ona gerçekten çok ısındım ve çok sevdim. Ve bir gün Alice ödül töreninde ailesinin okul masraflarını artık karşılayamayacağını ve başka bir okula gitmesi gerektiğini öğreniyor ve tüm hayatı altüst oluyor,bunun üzerine bir de ödül töreninden sonra aniden görünmez oluyor.Ve bilin bakalım bunu ilk kime anlatıyor?Tabi ki de nefret ettiği akademik rakibi ve düşmanı olan Henry'e."Herkesle samimiydim ama kimseyle arkadaş değildim."Kitapta da böyle açıklıyor bu durumu.Yani herkes seni tanıyor,okul birincisisin,bir şöhretin var ama yakın olduğun böyle bir durumu
Eğer Beni GörebilseydinizAnn Liang · Olimpos Yayınları · 2023635 okunma
Köpekler sizi daima bekler...
10/10
·132 syf.··
2025 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 17:28
Tek kelimeyle harikaydı,muhteşemdi.Yani o kadar iyiydi ki bitirdikten sonra uzun bir süre duvarla bakışıp hayatı sorguladım.Bu mangamızda Yıldız Bekçisi Köpek ve Ayçiçeği Tarlası diye iki tane hikayemiz var,ben bunları iki farklı öykü olarak düşünmüştüm ama meğer ikisi de birbiriyle bağlantılıymış. İlk olarak manga polislerin hurdaya dönmüş bir arabanın içerisinde bir adamın ve bir köpeğin cesedini bulmalarıyla başlıyor.Yani ilk sayfadan sonunun kötü ve hüzünlü biteceğini tahmin edebiliyoruz o yüzden yazacağım herhangi bir şeyin spoiler sayılacağını düşünmüyorum.Ve şunu da belirtmeliyim ki gerçekten çok duygusal ve acıklı bir hikaye yani ben sonunda bayağı ağladım,ona göre almanızı tavsiye ederim. Adamın yaklaşık bir veya bir buçuk yıl önce,köpeğin ise üç ay önce öldüğü tespit ediliyor yani köpeğin adam öldükten uzun bir süre sonra bile onun yanında kalmaya devam ettiğini öğreniyoruz kitabın başında ve daha sonra olayların en başına dönülüp küçük bir kızın okul çıkışı bir kutunun içinde yavru bir köpek bulmasıyla asıl hikaye başlıyor. Manga köpeğin ağzından anlatılıyor yani onun tüm duygu ve düşüncelerini detaylı bir şekilde okuyabiliyoruz ve kitabı daha hüzünlü hale getiren de bu bence.İşte o küçük kızın köpeği eve getirmesiyle o da bu aileye katılmış oluyor.Kızın adı mikuydu,diğerlerine de anne ve baba olarak sesleniyordu,isimlerinden söz edilmiyordu.Köpeğe de happy adını veriyorlar bu arada.İlk başta çok mutlu bir aile olarak görünseler de yıllar geçtikçe birçok şey değişmeye başlıyor.Miku büyüdükçe Happy ile vakit geçirmemeye başlıyor,tipik bir ergene dönüşüyor yani.Babanın kronik rahatsızlığı olduğundan ve işsiz kaldığından eşi ondan boşanmak istiyor bu yüzden happy ile baba evden ayrılıp uzun bir yolculuğa çıkıyorlar. Happy ile babası arasındaki ilişki
Yıldız Bekçisi KöpekTakashi Murakami · Gerekli Şeyler Yayıncılık · 20221,024 okunma
benim adım sam cortland ...ve ben hiçbir şeyden korkmam
9/10
·424 syf.··
2024 40. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2024 00:03
Şu an yazacağım kısım spoilersız olacak.İlk defa inceleme yazıyorum o yüzden çok iyi olmayacak bence.Evet başlıyorum,hazırım sanırım.Öncelikle suikastçının hançeri novella olduğu için cam şato serisinin 3. kitabından sonra okunması tavsiye ediliyor ama ben seriye bu kitapla başladım ve doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum.Çünkü başrol kızımız Celaena'nın serinin diğer kitaplarından daha önceki yaşamış olduğu olayları anlatıyor ve seride sadece adı geçecek ama hakkında pek fazla bilgi edinemeyeceğimiz Sam,Yrene,Ansel ve Arobynn(diğer kitaplarda çok var mı bilmiyorum umarım yoktur ona daha fazla katlanabileceğimi sanmıyorum) gibi karakterlerin Celaena'yla nasıl tanıştıkları ya da birlikte yaşamış oldukları olaylar anlatılıyor.Sanırım serinin ilk kitabı Cam Şato'da kitap Celaena'nın Endovier Madenleri'nde hapse mahkum edilmesiyle başlıyor,suikastçının hançerinde ise kitap bu olayla sona eriyor yani serideki karakterler ve evren hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak için fikrimce bu kitapla başlamak en iyisi. Kitap 5 farklı öyküden oluşuyor.Spoiler olmadan iyi bir şekilde anlatabileceğimi sanmıyorum ama kısaca şöyle ilkinde Suikastçılar Kralı Arobynn'in Celaena ve Sam'i Korsanlar Lordu Rolfe ile yapılacak olan bir anlaşma için Kafatası Körfezi'ne yollanmalarıyla başlıyor ve daha ilk bölümlerden Celaena'ya gerçekten bayıldım.Verdiği kararlar olsun,davranışları düşünceleri olsun her yönüyle güçlü ve kolay kolay pes etmeyen bir karakter olduğu belliydi.Kitaba başlamadan önce Celaena'yı kötülerin düşmanı,iyilerin korkulu rüyası olan duygusuz ve öldürmekten keyif alan(suikastçı sonuçta yani)manyağın biri olduğunu sanıyordum meğer öyle değilmiş.Onun bile duygularına ve acılarına yenik düşeceği,güçlü olamayacağı öyle anlar yaşanıyor kii...tabii gerisini anlatamam. Celaena'yı
Suikastçının HançeriSarah J. Maas · Dex Kitap · 20221,232 okunma