Kevser, bir alıntı ekledi.
27 dk. · Kitabı okuyor

Dildeki letafet
... zamanın medreselerine gıpta ettiren bu konakta Farisî muallimi hoca Neş'et Efendi oturmakta ve her mevki ve yaştan talebelerine bilâ-ücret ve bilâ-menfaat dersler okutmaktadır. Ama ne dersler! Her oturum bir mahz-ı irfan!.. Tabiri caiz ise Farisî en son öğrenilen lîsan. Oraya gelenler asıl irfan ve hikmet dilini talim etmekteler.

Kudemanın Kırk Atlısı, İskender Pala (Sayfa 159 - Kapı)Kudemanın Kırk Atlısı, İskender Pala (Sayfa 159 - Kapı)
Mrs. Mysterious, Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar'ı inceledi.
20 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Bu kitaba inceleme yazmayı kendime görev biliyorum.Yazıyorum;çünkü kıyıda köşede kalmamalı.Yazıyorum çünkü boşanma haberleri o kadar fazla ki.Yazıyorum çünkü aile dediğimiz o toplumun en küçük ama mihenk taşı gün geçtikçe yozlaşmaya başladı.Bu kitabı keşke din derslerinde,sosyal bilgiler derslerinde falan okutsalar,evlenen insanlara nikahta hediye etseler mesela Harika olurdu gerçekten.Tamam şimdi incelemeye geçiyorum,şimdiden sürç-i lisan edersem affola.Hadi başlayalım :)

Öyle bir zaman dilimindeyiz ki televizyonlardaki dizilerde sürekli aşk özendiriliyor,para için yapılan evlilikler görüyorum örneğin,ensestler falan zaten hak getire.En son ne zaman gerçekten bir aileyi ele alan,aile olmanın ne demek olduğunu bizlere gösteren bir dizi izledik ki? Benim muhtemelen en son yedi numara,ekmek teknesinde filan o his kaldı,bir daha da aynı duyguya tv dizilerinde denk gelemedim vesselam.Kitabı okumadan birkaç hafta önce yaşadığım konuya değinmek de istiyorum.İsmini vermek istemediğim bir Arkadaşım,18 yaşında henüz,nikahı olalı bir ay oldu olmadı.Eşinden şiddet gördüğünü,nikahtan sonra çok değiştiğini,eşinin onun kapanmasını istediğini aksi takdirde onu boşayacağını,sürekli öldürmekle tehdit ettiğini anladı.Dinledikçe nutkum tutuldu gerçekten.Arkadaşıma önce peki güzel bi dille konuşsan diye tavsiyelerde bulundum,sürekli denedigini ama fayda etmediğini anlattı.Bunun üstüne çekmek zorunda değilsin dedim.Yani ailene anlatsan durumu bilmeye hakları var dedim.Aileme anlattım ama kocan senin o biz karışamayız dediler,zaten daha nişanlıyken atmak istedim elaleme rezil mi edeceksin bizi deyip izin vermemişlerdi dedi.İşte o zaman daha büyük bir şokla karşı karşıyaydım.Evlilik gibi o kadar büyük bi şeyin elalem ne der düşüncesiyle zorla gerçekleştirilmesi ne büyük bir cahillikti allahım! Evlilik dedikleri şey bu mu yani? Ya da evlilik anlayışları? Hayır arkadaşlar ben öyle yana yıkıla aşkla yapılan ya da hormonların etkisiyle gerçekleşen evliliklere de inanmıyorum.Benim evlilik anlayışım bu değildi en azından Halen değil.Mustafa Ulusoy’la beraber aslında benim evlilik anlayışımın doğru olduğunu gördüm.Evlilik illa olmak zorunda mıdır sorusundan yola çıkarak kendimce çıkarımlarımdan da bahsedeceğim elbette.

1.Evlenmek zorunda değilsiniz.Hiç kimse buna mecbur değil.Cok isterseniz yalnız başınıza da bir hayat elbette pekala sürdürebilirsiniz.Kimsenin sizi evde kalmış diye nitelemeye hakkı yoktur.He benim fikrim yol arkadaşı eğer doğru insansa hayırlıysa güzeldir.Birçok güzel şeye hayatınızda vesile olabilir.Kaçınılmaz o sona,ölüme giderken doğanın gerektirdiği gibi birlikte yaşlanmak fena bir fikir de değildir.Benim içimi gıdıklıyor,ama dediğim gibi bu karar da size aittir.

2.Diyelim ki evlendiniz.Bence evlilikte elbette sevgi önemlidir,ama saygı ve paylaşım olmadan ben bir evliliğin süreceğine inanmıyorum.Sürse bile bu yalnızca alışkanlıktan ibaret olacaktır.Yani akşam eve gelindiğinde sorulan “Günün nasıl geçti canım?” “Bugün neler yaptın eşim? “ gibisinden sorulan bence oldukça önemlidir.Ya da evde bir sofra başında edilen sohbetin,sofradan sonra çayını yudumlarken o gün denk geldiğin bir olayı,okuduğun kitaptan bir kesiti yol arkadaşına bahsetmek tadından yenmeyecek kadar lezizdir.Bircok evliliğin bitme sebeplerini ben kendi adıma adamın eve geldikten sonra tv den gözünü hiç ayırmamasına,kadının asık suratlı bir vaziyette sürekli sorgulamasına,eşlerin birbirinin halini hatrını sormamasına bağlıyorum.Mustafa Ulusoy da tam olarak burada “Kainat,muhabbet üstüne kuruludur.Muhabbet ediniz”diyor.

3.Toplumun ve çoğu kız arkadaşımın kanayan yarası “Sevdiceklerin Ailesi.Yani kayınvalideler,görümceler,kayınpederler varsa kayınlar.” Gelinini asla istemeyip oğlunu sürekli gelinine karşı dolduran kayınvalideler mi dersiniz,ya annen ya ben diye hiç tasvip etmediğim bir şekilde eşlerini annesiyle kendisi arasında tercih yapmak zorunda bırakan gelinler mi aman yarabbii!! Kendi adıma kayınvalideciğimi öz annemden ayırt etmeksizin seviyorum.Bugüne kadar asla bana saygısızlığını görmedim elimden geldiğince saygıda da asla kusur etmemeye özen gösteriyorum.He peki o bana karşı negatif davranmış olsaydı ne olurdu derseniz saygıyla kalbimi görmesini beklerdim.Düşünsenize bir gün allah korusun annenize babanıza bir şey olabilir ve o insanlara gönül rahatlığıyla anne baba demek,bir annem babam daha var çok şükür diye kendinizi avutmak ne güzel bir şeydir.
“Kadın,adamın ailesinin içine karışacak.Adamın ailesini zaman zaman tek başına,zaman zaman kocasıyla ziyaret edecek,onları evine davet edecek.Aile ziyaretinde konuşacak,muhabbet edecek,sofrayı kaldıracak,bulaşıklarını yıkayacak.Öyle misafir gibi oturup süzüm süzüm süzülmeyecek.Kitabını alıp odaya kapanmayacak.Ağzı biraz laf yapacak.Adamın ailesine biraz evlatlarını övecek,onların Gönüllerini okşayacak bir çift laf edecek.” İşte aynen böyle yazıyor kitapta ve çoğu yerine harfiyen katılıyorum.Ve burda yazan birçok şey adamın kadının ailesine karşı davranışları da böyle olmalı diyorum.Her şeyden önce gelin kardeşlerim sevdiğiniz beyleri 9 ay karnında taşıdığı,emek verip bu yaşa kadar getirdiği için saygıyı kesinlikle hak ediyorlar.Siz bir büyüklük yapın ve iyi davranın bakın onlar da bir yerden sonra utanacaktır.Güzel şeyler güzel şeyleri doğurur hadi bakalımmm:)

4.Zaman zaman dağınık çalışan biriyimdir.İstifçilik de ruhumda vardır.Öyle eski kitaplardır,eski eşyalar,kıyafetlerimi bile öyle kolay kolay atamam eskise de.Dedim ya ruhumda var.Bu kadar eşyayla odam elbette çabuk dağılıyor.Tembelligin fıtratımda kol gezip durmasıyla evet toplamaya çalışsam da öyle dağınık durduğu zamanlar da olur ne yalan söyleyeyim🤣 kitaptan sonra aldığım kararlardan birisi:Telefonundaki galerini temizle,eski eşyalarını ayır,eski kıyafetlerini giymedikleri küçülenleri ayır ve ihtiyaç sahiplerine vermek için kolile.Hem böylece israf olmaz,hem de canım odam bir rahat nefes alır,hem de ruhum.
“Unutma ki,ihtiyacın olduğundan değil de nefsine haz yaşatmak uğruna evine getirdiğin her eşya yaşadığın alanı,tıka basa dolu mekan da ruhunu daraltıyor.Sonra da duvarlar üstüne üstüne gelmeye başlıyor,bu ev beni sıkıyor,nefes alamıyorum diye şekvaya başlıyorsun.Evin nefes alamıyor ki sen alasın.”
Biliyorum benim gibi istifçi insanlar,eşyalarını atmaya kıyamayanlar Halen var ama napıyoruz ihtiyaçtan fazlasını evde bulundurmuyoruz.Evimize nefes aldırıp biz de bir “oh beee!” Çekip rahatlıyoruz.

İncelemeyi uzattıkca uzattım,farkındayım.Öyle bir kitap ki daha da uzatılabilirdi.Burada kesiyorum.Umarım doğru yol arkadaşınızı bulabileceğiniz,birlikte çok şey paylaşabileceğiniz,saygıyla ve muhabbetle üstüne bir de bol bol da sevgiyle geçen bir ömrünüz olur.Kitabın hala ders kitabı niteliginde okutulması taraftarıyım.Herkese keyifli okumalar şimdiden:))

Dilek, bir alıntı ekledi.
 Dün 02:20 · Kitabı okuyor · Beğendi

Küfür nedir? Küffar mıyız?
Tefsir-i
Hâzin'de beyan olunduğu veçhile küfür;
birşeyi setredip örtmek manasınadır. Kâfirler
hakkı setredip kabul etmedikleri için kâfir
denilmiştir. Küfrün envai dörttür :

B i r i n c i s i ;
Allah-u Tealâ'yı asla bilmez, inkâr eder. Buna
küfr-ü inkârı denir.

İ k i n c i s i ;
kalb ile Allah-u Tealâ'yı bilir, fakat lisan ile ikrar
etmez. Buna küfr-ü cuhûdî denir. İblis'in
küfrü bu kısımdandır.

Ü ç ü n c ü s ü ;
kalbi ile Allahı bilir ve lisanı ile ikrar eder, fakat
diniyle tedeyyün etmez. Buna küfr-ü inâdî
denir. Ebu Talib'in küfrü bu kabildendir.

D ö r d ü n c ü s ü ;
lisan ile ikrar eder, fakat kalb ile tasdik etmez, buna küfr-ü
nifakî denir. Münafıkların küfrü bu
kabildendir.

Küfrün
hulâsası; Allahı ve vahdaniyetini veyahut inzal
ettiği âyetlerinden ve kitaplarından birini veya
cümlesini veyahut rusûl-ü kiramdan birini veya
hepsini inkâr etmektir. Bunların cümlesi küfür
olduğundan bu minval üzere vefat eden kimse ebediyen
cehennemde kalır. Zira; Allah-u Tealâ küfredeni
mağfiret etmez. 48

Hulasat'ül Beyan / Büyük Kur'an Tefsiri, Konyalı Mehmed Vehbi EfendiHulasat'ül Beyan / Büyük Kur'an Tefsiri, Konyalı Mehmed Vehbi Efendi
Oğulcan Döğer, bir alıntı ekledi.
25 May 22:56

Derdini anlatacak kadar lisan bilen değil!.. Derdi azaltacak kadar insan lazım bize..

Kıyısızlar, Kahraman TazeoğluKıyısızlar, Kahraman Tazeoğlu
Mehmet Tüzün, bir alıntı ekledi.
25 May 22:20 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bak, başında çok süt konserveleri taşıyan Hindistan cevizi ve incir gibi meyvedar ağaçlar, rahmet hazinesinden lisan-ı hal ile süt gibi en güzel bir gıdayı ister, alır, meyvelerine yedirir; kendi bir çamur yer. Hem nar ağacı sâfi bir şarabı, hazine-i rahmetten alıp meyvesine yedirir; kendisi çamurlu ve bulanık bir suya kanaat eder.

Mesnevi-i Nuriye, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 163 - Envar Neşriyat)Mesnevi-i Nuriye, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 163 - Envar Neşriyat)
EbicEn, bir alıntı ekledi.
25 May 12:17 · Kitabı okuyor · Beğendi

...bir fikre sahip olmak cürüm(suç) değilse ona lisan vermek de cürüm değildir.

Mahkemelerde, Sabahattin Ali (Sayfa 9 - YKY-10. Baskı)Mahkemelerde, Sabahattin Ali (Sayfa 9 - YKY-10. Baskı)

lisân-ı ezhâr:

akasya: sâfiyâne muhabbete, tecrübe edilmiş bir aşka, şehevani olmayan muhabbete diğer tabirle hakiki aşka delâlet eder.

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
23 May 15:24 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Nasıl da ürkmüşlerdi o yaman cesaretten. Demek bunların anladığı lisan buydu: cesaret.

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu
Ruh Adam, bir alıntı ekledi.
23 May 15:00 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir Fars atasözünde; "Arapça bir lisan, Farsça bir tatlı, Türkçe ise bir sanattır." diyor.

Edebice Dergisi - Sayı 11, Kolektif (Sayfa 50)Edebice Dergisi - Sayı 11, Kolektif (Sayfa 50)