(Spoiler içerir.)
Öncelikle; kitabı okurken, yazılanlara hiç de yabancı hissetmediğimi belirtmek isterim. Aslında hepimiz bu çiftliğin içindeyiz. Hayvan çiftliğinin dünya çiftliğine en benzer yönü özgür olduğumuzu sandığımız halde birçok konuda manipülasyonlarla yönlendiriliyor olmamızdır. Artık manipülasyon dünya üzerinde çok fazla yaygınlaşmış durumda. Diğer bir en önemli benzerlik ise halkın ortak bir korkusunun veya zayıf noktasının kullanılmasıdır. Dünya üzerinde de halk en çok neyden korkuyorsa yöneticiye o kadar kendini bırakır. İradesi veya düşünce özgürlüğünü kaybeder.
Diğer sistem eleştirisi kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da halkı tek bir yargıya odaklama bulunuyor. Örneğin, "Bütün insanlar düşmandır, bütün hayvanlar yoldaştır." veya " Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cahillik güçtür" gibi...
Roman,1984 ile kimi noktalarda benzerlik gösteriyor:
Kitapta Napoleon'un çiftlikte olan tüm suçları Spuelar'a dayandırması ve halkın nefretini o yine doğrultması, 1984 kitabındaki insanların nefret izlencelerini hatırlattı. Orada da tüm suç Goldstein adlı belki de hiç var olmamış bir insana yükleniyordu.
1984 ile diğer bir benzerliği de hayvanların geçmişi unutmaya başladıkları göz önünde bulundurularak, yeni hayatlarının eski hayatlarından her zaman daha iyi olduğunun aşılanmasıydı. Halbuki hayvan çiftliği kurulmadan önce daha mutluydular fakat o zamanı unuttular. 1984'te de inanlar geçmişlerini hatırlayamıyor ve geçmiş de oldukça değiştirilmiş bir şekilde insanlara sunuluyordu.
1984'te olduğu gibi büyük sayılarla karakterlerin kafası karıştırılıyor ve bu yüzden karakterler düşünme ve planlama yetkisini yöneticiye bırakıyorlardı.
Kitaptaki kimi karakterlerden de bahsedecek olursak;
Benjamin ne olursa olsun kendini hiç kimseye veya hiçbir görüşe adamayıp,