Matmazelin paradoksları.Bir tarafta kendine çok iyi bakıyordu( spor, yoga, vs organik besleniyordu…) Diğer tarafta, gün boyunca kendine zarar vermeye devam ediyordu. Bir idam mahkumu gibi sigara içiyordu.
Bireysel bir kötü alışkanlığın sansürlenmesini de kabul etmiyordu.İylik yapmak adına her şeyi yasaklamak isteyen toplumdan artık tiksiniyordu. İçten pazarlıklı, mide bulandırıcı, vicdanları rahatlamak için başvurulan bu en berbat diktatörlüğe asla ortak olmayacaktı.
Daha ziyade hayatta kalmayı başarmış bir güç timsaliydi. Bir felaket olmuştu, tamam, ama bu felaketten geriye ender rastlanan bir sertlik kalmıştı.
Kemik, kas ve öfkeden oluşan bir sertlik.
Öncelikle onun görünüşünü seviyordu.
Karanlıkta kahverengi ile gri bir renk alan, her koşulda giydiği süet ceket. Yıpranmış jean pantolonu kızıl saçları.Tüm bunlarda birbiriyle uyumlu ve içten bir zerafet vardı. Hem ölü yaprakların melankolisini hem de kanla dolu damarların canlılığı çağrıştıran bir şeyler.