(...) büyük bir yazarın o temel kitabı, tek gerçek kitabı kelimenin yaygın kullanımıyla icat etmesi gerekmediğini, bu kitap zaten her birimizin içinde var olduğundan, onu tercüme etmesi gerektiğini fark ediyordum. Bir yazarın görevi ve işlevi, tercümanlıktır.
(arkadaşlarımız, hayatımız boyunca süregelen zararsız bir delilik gereği arkadaştırlar sadece; bu deliliğe katlanırız, ama aslında, eşyaları birer canlı olarak görüp onlarla konuşan bir delinin yanılsamasından farksız olduğunu biliriz)