Sıkılmıştım; bu kendine has, katlanılmaz bir sıkıntıydı. Sanki göğsüme ıslak, ılık cıva doluyor, içeriden baskı yapıyor, göğsümü, kaburgalarımı zorluyordu; su kabarcığı gibi gittikçe şişiyormuşum gibi geliyordu ve bu küçük odada, tabut biçimli tavanın altında, boğulacak gibi oluyordum.
Ölüm ruhumuzu ne hale getiriyor kim bilir? Onu ne hale sokuyor? Ondan aldığı ya da ona verdiği nedir? Onu nereye koyuyor? Etten gözler veriyor mu ona arada sırada, dünyaya bakması ve de ağlaması için?