Mal biter, mülk biter, sevdiğin elden gider, can yurdunda duman tüter, geçer, elbet ömür geçer, bu fena yurdunda üryan gelen üryan gider. Bizim meftunluğumuz bu üryan halimize midir? Üzerimizdeki bir yamalı aba olsa ne olur, bir ipek yaba olsa ne olur? Bu dünya bizim olmadı hiç, bizim değildir lakin bir müjde vereyim ki size ötelerde bizim olan bir dünya var elbet. O öte âleme hazır olmak için sizi ne engelliyor ve sizi bundan ne alıkoyuyorsa bilin ki o nefsinizdendir ve nefs apaçık düşmandır size. Sultan olsanız ne olur, köle olsanız ne olur bu kuru kavgada. Köle de toprak, sultan da toprak... Bu dünya yolda abdest almak için durduğumuz bir handır ancak. Abdesti alalım da yürüyelim dostlar..
Dünya demek eski vakitlerde yaşayan insanladın lügatinde sadece dünya demek değildir. Dünya nefs demek, dünya hırs demek, arzu demek dünya, kibir demek, şehvet demek, kin, nefret demek... Yani dünyada yaşamak değil de dünyadan kurtulmak gerek onların zihninde. Oysa bizim için dünya sahip olunacak bir yer. Eski vaktin insanları yaşamayı mecburiyet bilmişler, bizse dünyayı zaruret zannediyoruz.
Sahiplik değildir bizim işimiz ey evlatlarım. Sahip olan bir tanedir. Biz bu dünyaya şahit olmaya geldik. İmtihan diyarındayız, belki bir rüya yurdunda. Rüyada neniz varsa uyandığınızda yanınızda olmayacak. İmtihanda sualler de sizin değil, cevaplar da. O zaman nedir bu dünyaya bizi bu denli bağlayan? Nedir dünya denen rüyada gördüklerimizi terk etmemize mâni olan?
Dünyada ne yapıyorsan bil ki; ya ALLAH içindir ya nefsin için. Hep düşün bunu. Yaptığın kimin için diye. ALLAH için yapmak letafet ama nefs için yapmak felakettir.