“İşin aslı birbirlerini seviyorlardı da…Ama ikisi de sevmeyi bilemeyecek kadar gençti. Küçük prens içi şüphelerle dolu olarak oradan kaçtı.”
-“Onu yalnız mı bırakmış? Peki nereye gitmiş?”
-“İlk başta nereye gittiğini bilmiyormuş.Ama terk etmesi bile dönüş yolculuğunun ilk adımıymış aslında.”
-“Öyle mi?”
-“Evet.”
Rüzgar olsaydın Poyraz olurdun herhalde
Öyle sert eser geçerdin.
Gönlümden geçtiğin gibi
Onarılması zor yaralar açardın.
Çiçek olsaydın gül olurdun herhalde
Sevmesini bilmeyene kendini sevdirmezdin.
Bana yaptığın gibi
Dikenini batırır, yüreğini kanatırdın
Yağmur olsaydın, sel olurdun herhalde
Gözyaşım gibi akıp giderdin.
Değerini bilmeyeni,
Acımaz içinde boğardın...
Arama boşuna, bulunmak istemeyeni.
İnsanlar göründükleri gibi olmalıdır.
Eğer değillerse hiç görünmesinler daha iyi.
Kader mi aşkı kovalar,
Yoksa aşk mı kaderi,
Kimseler çözemedi bu bilmeceyi..
Hoşça kal!
Değerin çok yüksek,
tutamam seni.
Sen ancak görenleri seversin,
Bense körüm
Sen ne kadar kalsan da geliyorsun benimle..
Ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle...