Bir insanı koşulsuz sevmeniz ya da hayatınızı ona adamanız kitap ve sinema dünyası için inanılmaz romantik bir davranış gibi gözükse de gerçekte sizi sıradanlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Keşke çok sevdiğimiz her şey bizi o kadar sevseydi.
Dopaminin önceliği her zaman yeniliklerdir. Buradaki mantık çok basit aslında. 'Tamam sana zevk veren bir şey keşfettin ve onu salgıladın ama artık yeter çünkü yeni kaynaklara ve hedeflere yönelmen lazım.' Eğer diğer türlü olsaydı keşfettiğimiz ilk ödül kaynağının başına oturur kıymetlimisss, kıymetlimisss diyerek sadece onu seven bir Gollum'a dönüşürdük.
Ufak şeylerden zevk alabilmek, lüks yerine zarafet aramak, saygı beklemek yerine değerli olmak, zengin olmak yerine kimseye muhtaç olmamak, sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak. Yıldızları, kuşları, bebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek. İşte benim senfonim.
Şu an binlerce insan, yatağında gözünü açar açmaz ilk iş olarak telefonu eline alıp sosyal medyayla güne başlıyor. Uyuyana kadar tonlarca içeriğe maruz kalıyoruz. Görünen o ki şu sıralar sadece uykularımızda özgürüz ama kim bilir belki oraya da müdahale edecekleri bir teknoloji yakında geliştirilir. Sonuçta gün dediğiniz zaten 24 saat ve 8 saat boyunca düğmenize basamamaları onları yeterince mutsuz ediyor. O nedenle gece yatağa sizinle birlikte girip sizi olabildiğince geç uyutmak için her şeyi deniyorlar.