Çocuğun kendi yaşam alanından sorumluluk alması ve sınırlarının bilincine ulaşması önemlidir. “Üzülme”, “Yüzünü asma”, “Telaşlanma”, “Kızma”, “Sabırsızlanma” gibi duygularını yönlendirici, denetleyici ya da bastırıcı sözler söylemeyin; bırakın çocuğunuz nasıl hissettiğinin farkına varsın ve duygularını nasıl yöneteceğine kendisi karar versin.
"Bazı öğretmenler kısa vade düşünür. Müfredatı yetiştirir ama öğrenciyi yetiştiremez. Amaç işleri değil, her zaman çocuğu yetiştirmek olmalı. Kısa vadede uslu ve söz dinleyen çocuk yetiştirenler, uzun vadede hırçın ve asi yetişkinlere sahip olur."
"Bir anne, çocuğu yemeğini yere dökünce, 'Dudaklarımı ısırdım ama kızmadım' diye anlattı. Bu gerçek değişim değildir. Gerçek değişimde düşünceler de değişir. Anne sinirlenmiş ama bunu göstermemiş. Bu hiçbir şeyi değiştirmez. Çocuk beden dilinden bunu zaten anlar. Önemli olan annede, o davranıştan dolayı öfke oluşmamasıdır. Onun için gerçek değişim için, davranışlar değil düşünceler değişmelidir. Aile çocuğu değil, kendini değiştirmelidir."
"Aileler çocuğun bir şey yapmasını istemiyorsa, ilk önce kendisi yapmayacak. Çocuk için geçerli olan kural, tüm aile için geçerli olacak (Bu anlayışın yatma saati gibi sadece birkaç istisnası var). Çocuklar anne ve babasının yaptığı her şeyi kopyalar. Çoğu zaman da sadece görüneni değil, görünmeyeni de kopyalar."