Özgür Bolat

Özgür Bolat

Yazar
8.8/10
229 Kişi
·
506
Okunma
·
64
Beğeni
·
2.334
Gösterim
Adı:
Özgür Bolat
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Doğum:
Antalya, Türkiye, 1979
1979 yılında Antalya’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nden bölüm ve fakülte birincisi olarak mezun oldu. New York Üniversitesi’nde burslu, öğrenme psikoloji eğitimi aldı. Buradan da “Üstün Başarı Ödülü” kazandı. Fulbright ve Türk Eğitim Vakfı bursu ile yüksek lisans yaptığı Harvard Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden de 4.00 üzerinden 4.00 ortalama ile mezun oldu. Türkiye’ye dönüşünde Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde iki yıl öğretim üyeliği yaptı.

Doktora derecesini Cambridge Üniversitesi’nden ve MIT Sloan School of Management’tan aldı. 2007 yılında Yeni Zelanda’da yapılan uluslararası bir konferansta “En İyi Genç Araştırmacı” ödülünü aldı. Özgür Bolat hürriyet.com.tr’de ve Vatan Gazetesinde köşe yazarlığı ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmaktadır. Aynı zamanda okullara ve şirketlere danışmanlık sunmaktadır.
Çocuk severek yaptığı işi, ödül aldıktan sonra daha az seviyor, hatta o işe karşı olumsuz tutum geliştiriyor.
Karşılaştırma ve rekabet insanlar arasında nefret ilişkisi ve düşmanlık oluşturuyor. Güven ilişkisi kurulmasını engelliyor
Çocukları kontrol edilmesi gereken küçük insanlar değil, güvenilmesi gereken iç dünyası geniş bireyler olarak görmeliyiz. Sahip olmak istediğimiz değil, sahip olduğumuz çocukları yetiştirmeliyiz.
İnsanlar ödül kazanmak için yarışınca, birbirlerini düşman olarak görür. Çünkü kendileri ile ödül arasında duran herkesi, bir engel olarak görür.
Ödül rekabet olduğu zaman , insanlar birbirini düşman olarak görüyor çünkü diğer insanlar ödül ile kişi arasında bir engel oluşturuyor.
Size Türkiye'de bir kurum tarif etsem, hangisi olduğunu söyleyebilir misiniz ?
"İnsanların dört duvar içerisinde tutulduğu, geniş bir avlusu olan, belirli saatlerde insanların avluya çıkmasına izin verilen, kapısında güvenlik görevlileri olan, imza atarak içeriye girdiğiniz, müdür tarafından yönetilen, koridorlarında nöbet tutulan, her gün yoklama yapılan, katı kuralları olan, kural ihlallerinin disiplin suçuyla cezalandırıldığı, sorgulama hakkınızın kısıtlı olduğu, kamerayla gözetlenen, arada sırada firarların olduğu ve çıkarken çok mutlu olunan kurum hangisidir?
Görüldüğü üzere, okullar ve hapishaneler çok benziyor.
Aileler çocuklarına karne hediyesi alır, çünkü okullar öğrencide iç motivasyon oluşturamaz. Bu durumda aile dış motivasyon kaynağına başvurmak zorunda kalır...
Kendisini sürekli televizyon programlarından takip ettiğim eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat'ın kitabını nihayet okudum.
Öncelikle bu kitabı kimler okumalı? Sadece ebeveynlerle eğitimciler mi? Sadece onlar değil, iş verenler, yöneticiler, koçlar, çalışanlar vs.. Yani hemen hemen herkes bence bu kitabı okumalı.
Kitabın konusu genel olarak ödülün zararları. Dolayısıyla ödülün motivasyonu ve yaratıcılığı neden öldürdüğü, insanların neden kendilerini değersiz hissettirdiği, çocuklar neden mutsuz ve başarısız gibi soruların cevapları ile çözüm yolları bu kitapta yer almakta. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Eğer okuyamam diyorsanız Özgür Bolat'ı dinleyin derim.
Kitabı elime ilk aldığımda beni bu kadar etkileyeceğini tahmin etmedim, ancak başlayınca bırakamadım. Çocuk eğitiminde evdeki düzeni sağlamak adına sıkça kullanılmakta olan ödül-ceza yönteminin çocuk üzerindeki olumsuz etkilerine, uzun vadede çocuğun gelişimini ne denli kötü şekilde etkilediğini anlatmış. Yazar önerdiği ve eleştirdiği yöntemleri tamamen bilimsel kanıtlara dayandırmış bu nedenle kitapta çok sayıda deneyin süreci ve sonucu anlatılıyor. Zevk ile okunacak bir kitap.
12 yaşındaki oğlumun ödev yapması ve derslerine çalışması için aslında ne kadar yanlış davrandığımı, ödül ve cezanın hiçbir işe yaramadığını öğrendim.Çok mu geç kaldık bilmiyorum.Ama çözümleri de var kitapta ve ben bundan sonra daha demokratik bır ebeveyn olmak için elimden geleni yapacağım. Çocuğuma daha fazla seçme hakkı tanıyacağım,soru soracağım, neden yapmadığını sebeplerini öğreneceğim ve onu daha çok dinleyeceğim.Çocuğum çok seviyorum ve onun hayatta başarılı ve özgüvenli bır birey olması için çalışacağım. Kitabı tüm anne babalara tavsiye ediyorum.
Bu kitap pegojik alanda okuduğum en iyi kitaplardan bir tanesi idi diyebiirim.Dil olarak akıcı araştırmalar çok ilgi çekici sadece sorun odaklı değil (genelde o şekilde bir yaklaşımı var bu tarz kitapların) çözüm odaklı oldugğunu düşünüyorum.çok faydalandım.Bir annenin bir babanın ve bir öğretmenin özellikle okuma gereken bir kitap.yazarına teşekkür ediyorum bunca bilimsel deneyler paylaşıp da hiç sıkmadan aktarmış.
Domino etkisi nedir?
Mini bir domino taşının kendisinden biraz daha büyük bir domino taşını devirerek, biraz daha büyük bir domino taşının da biraz daha büyük bir domino taşını devirmesiyle devam eden ve sonunda çok çok daha büyük bir domino taşının devirmesini tetikleyen ve artarak ilerleyen etkileşim zinciri diyebiliriz.

Evet herkesin elinde domino etkisi meydana getirmeye muktedir minik domino taşlarının olma ihtimali olduğunu söylesem? zaten pek çoğunuz ne demek istediğimi anlamışsınızdır.

Bingooo... ÇOCUKLAR evet Anahtar kelime ÇOCUKLARIMIZ...

Ama Nasıl? elimizde doğduğu andan itibaren algıları son derece açık, dünyayı hepimizden daha farklı algılayan ve hayal dünyası inanılmaz derecede geniş harikulade bir Su var. Su diyorum çünkü bu çocuğun gelişimi ve ileride yapabilecekleri ancak ailenin yani kabın şekli doğrultusunda ilerleyecektir. Aile ne kadar dar bir hazne ve görüşe sahipse çocukta ancak onunla paralel olarak ilerleyebilir.

O zaman ne Yapıyoruz? İlk işimiz kabızı genişletmek ve dereyi görmeden paçaları sıvamak...
işte kitap bu noktada devreye giriyor.

Ödül nedir?
Ödül, bir koşula bağlı olarak verilen ve kişi tarafından cazip görünen bir obje ya da etkinliktir. syf.18

Çocukluğumuza döndüğümüzde takdir alırsan bisiklet, şunu yaparsan bunlar bunu yaparsan şunlar gibi gibi söylemleri hatırlamayanınız yoktur diye düşünüyorum.
Bir de okul yıllarımızı hatırlayalım okumayı ilk başlayana kurdele yok elmanın kızarması, en çok kitap okuyana çikolata bilmem ne. vah vaaah...

neden vah vah?

Bir çocuğa ödül vererek asla iç motivasyon kazandıramazsınız. Mesela bir çocuğa ödev yaparsan pc ile oynayabilirsin dediğiniz anda ödev araç pc ise amaç haline gelir diyor yazarımız.
İç motivasyon, bir işe karşı kendi ilgisiyle severek yaptığı özür iradesiyle karar vererek seçtiği dış kontrol olmadan yaptığı işlerde geliştirilen bir duygu,yöntemdir. Tarihe baktığımızda bir çok ünlü ressam, yazar, bilim adamı sadece kendi istediği için buluşlarını eserlerini arz edebilmiştir. Mesela Edison a kimse not vermemiştir. Veya bir rekabet ortamının mahsulü değildir bu insanlar.
İç motivasyonu son derece yüksek bir yazar olan Dostoyevski bir arkadaşına yazdığı mektupta Diyor ki; Sipariş üzerine yazı yazmanın işkencesini çektin mi hiç?

Evet, kontrol altında hissetmeyi işkence olarak yorumluyor Dostoyevski.
yani bir çocuğun yaptığı işi iç motivasyonla yapması o işi layıkıyla yapmasında ki en önemli ölçüttür.

İnsanın hedefe en kısa yoldan ve en az enerjiyle ulaşma eğilimi doğasının gereğidir.
Mesela bi deney yapılıyor panayırda kasnak atma oyununu hepimiz biliriz kasnakları çubuklara geçirmemiz gerekiyor ve işlem tamam olay bu. bir gruba ödül veriliyor diğerine sadece bunu yap deniliyor. İkisinde de mesafe belli ama isteğe bağlı olarak daha da uzaklaşabilirsiniz deniyor ödül alan grup net bir şekilde uzaklaşmıyor sadece ödüle odaklarnıyor. ama ödül almayan grup başarılı atışlar yaptıkça daha da uzaklaşıyor ve başarı duygusunu hissederek kendini o işte geliştirme eğilimine giriyor.
Yine Kitapta benzer bir sürü deneyler var genel olarak ödül alan grup ve almayan grubun özellikleri aynı ödül alan gruplar tamamen ödüle ulaşma odaklı tutum geliştirirken diğer grup zevk alarak gelişimine öncelik veriyor ve her iki gruba da boş zaman bırakıldığında görülüyor ki ödül alan grup o oyuna, işe, aktiviteye bekleme sırasında devam etmiyor çünkü onlar hedefine ulaşmış ve tatmin olmuş oluyor diğer grup ise boş zamanda da o işe devam ediyor ve severek yapıyor.
Mesela not da bir ödül mekanizmasıdır. Başta kendimiz olmak üzere öğrencilere bakalım amaç sadece 5 veya AA almak. Bilgi öğrenmek yaratıcılık yok. Neden Biz notu geri bildirim aracı olarak değil rekabet ortamının pençesinde meydana gelen ödül sistemi olarak kullanıyor ve yarış atları gibi çocuklar yetiştiriyoruz.
Sonuç ne mi? Şuan da en son bağlı olduğu okuldan mezun olmasının üzerinden bir kaç ay geçen insanlara Türkiye genelinde bir yeterlilik sınavı yapsak yüzde 90 ı geçemez.
Neden çünkü amaç öğrenmek olmadı. Aile hep güzel, para kazanabileceği bi bölüm kazanmasını veya komşunun çocuğunun bir adım önünde olmasını istedi. Okul sa hep iyi notlar almasını derste çıt çıkarmamasını ödevlerini yapmasını kitap okumasını istedi. Ama öğrendiğini ne kadar anladığını ölçmedi.
böylelikle köprüyü geçene kadar yetecek ezber yeteneği sayesinde bir yerlere gelindi. Ama gelinen yerde hiçbir şey üretilemedi. Bkz. Akademisyenlerimiz ve yazdığı hepsi birbirinin tekerrürü mahiyetinde ki intihallerle dolu makale ve çalışmalarına...
bu bir paradoks aslında etki tepki..
İşte bu kara düzeni değiştirmek noktasında bu tür kitap ve araştırmaların rolü büyük olacaktır. Tabii okuyup uyguladığımız müddetçe.
Bu kitapta genel yapı itibari ile ödülün zararları ince elenip sık dokunarak okuyucuya sunulmuş ve çarpıcı bilimsel deney ve örneklerle pekiştirilmiştir. Sadece bu mu deyip geçememek gerek zira sadece Ödül olayını bile çözdüğümüz zaman iç motivasyonu yüksek bireyler yetiştirebileceğimizi akıcı ve anlaşılabilir bir dille bizlere sunmaktadır bu kitap.
kitap hakkında detaya hiç inmedim ama bir çocuğun eğitiminde neleri yapmamamız neleri nasıl yapmamız gerektiği hakkında genel bir iskelet oluşturacak bir kitap. yani su bahsine geldiğimizde kabımızı genişletip şekillendirerek bizi eğiten bir kitap.
Domino taşı mevzusuna gelirsek domino taşımızın sağlamlılığını ve şeklini de bu kitabın rehberliğindeki eğitim ve öğretim metodlarını uygulayarak nasıl meydana getireceğimiz bizim elimizde. kitap bizlere yalnızca domino taşı işleme sanatını öğretir ama nasıl işleyeceğimizi bizim hayal dünyamız ve bilgi birikimimize bırakır.

Bana sorsalar bu kitap hakkında makale yazdırmadan hiçbir öğretmeni mezun etmezdim...

Ancak Bu tür kitaplar bizi, ülkemizi geliştirir. Eğitim bir ülkenin can damarıdır. Bu damar tıkandımı Kalp krizi kaçınılmazdır. Zaten damarı tıkanık ülkemize bu kitaplar bay-pas ameliyatı etkisi gösterir tabi yeteri kadar geniş kitlelere ulaştığı zaman bu zihniyet...

Bu incelemeyi eğitmek ve öğretmekle mükellef olan tüm bireylere armağan ediyor ve herkese domino etkisi yaratmaya muktedir domino taşları eğitme yolunda başarılar diliyorum...

İstediğim ölçüde bir inceleme olamadı. biraz hayal kırıklığına uğramadım değil. Kitabı hakkıyla sizlere sunamadığımı ve dağınık bir yazı olduğunu düşünüyorum ama ancak bu kadar geldi elimden...
umarım bir kişi dahi olsa bu kitabı okumasına vesile olurum...
Ödül ile ceza mı olurmuş? Bu kitabı okuduktan sonra bunun cevabını bulabilirsiniz…

Her anne, baba, öğretmen, yöneticiler hatta her insanın okuması gereken bir kitap. Bir çocuk nasıl yetişir. Ödülün, cezanın, rekabet ve daha birçok konunun bir çocuğun yetişmesinde ne gibi bir faydası ve zararının olduğunu öğreniyoruz. Sadece çocuklar değil, bir iş yerinde performansı, iş gücünü neler düşürdüğü konusunda da bilgi sahibi oluyoruz. Kesinlikle okunması gereken bir kitap olarak görüyorum. Ne kadar çok yanlış yaptığımızı bu kitabı okuduktan sonra bir nebze anlayabileceğimizi düşünüyorum.

Kitabımız iki kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda 16 bölüm var, genel olarak ödülün zararlarından bahsediliyor. İkinci kısımda ise 5 bölüm var, ödül yerine ne yapmamız gerektiğinden bahsediliyor. Kitap boyunca birçok deney ve sonuçlarını gördüm. Hepsi birbirinden ilginç ve şaşırtıcı sonuç veriyor. Soru cevap şeklinde ilerliyor. Kitabı vize sınavında sorumlu olduğum için alıp okumaya başladım. İlerledikçe sınav için değil de kendim için okuduğumu gördüm.

-Ödül çocuğa zarar verir. Yapılan deneylerin hepsi bu sonucu gösteriyor.
-Ödül vermekle madde bağımlılığı arasında çok yakın bir bağlantı var.
-Sınav sisteminin de ödül gibi bir kontrol mekanizması kurduğundan dolayı iç motivasyonu öldürüyor.
-Ödül adaletsizliği beraberinde getirir. Bunun sonucu ortaya hem stres çıkar. Hem de verim düşer.
-Ödül mutluluğu götürür mutsuzluğu getirir. İnsanı yalnızlaştırır.
-Ödülün kullanılacağı durumlarda var. Ama oldukça sınırlı. Hiç yapılmayan bir etkinliği sevdirmek için bir kaç defa denenebilir. Tabi bu sırada o etkinliği sevdirmek için iç motivasyon oluşturulmalı. Eğer oluşturulamadıysa ödül vermenin bir anlamı kalmıyor.
(…)
Öncelikle her anne babanın okuması gereken bir kitap. Bugune kadar cocuklarımızın iyiligini düsünerek yaptıgımız ama yanlıs oldugunu fark etmedigimiz davranısların nelere sonuc acabilecegini gercekten cok guzel anlatmıs. Üstelik bize dogru cözümleri de sunmuş. Cocugu yanlıs sekilde yetistirip, cocuk büyüyünce de sen neden böyle oldun diye onu suclamak yerine önce kendinizi sorgulamalı, hatalarınızı fark etmeli ve bunları degistirmelisiniz. Bunun için bu kitabı okumanız size kesinlikle yardımcı olacaktır.
Son yıllara kadar genellikle çocukların iyi davranışları karşılığı en çok yaptığımız şeydi bu ödül verme durumu. Ödül ile yapılan her işin kısa sürdüğünün ve ödüllerin her defasında artırılması gerektiğinin farkına varılması sonucu artık bireylerin çocuklarına bir şeyi yaptırmak için ödül vermeyi azalttıklarını görüyoruz. Bu farkındalığa destek veren ödülle cezalandırma kitabnın bakış açınızı değiştereceğine inanıyorum. Seminerleri de akıcı geçen Özgür Bolat'a teşekkürler ediyorum..
Gerçekten harika güzel bir kitap ama cidden çok sıkıcı ve sanırım bunun nedeni kitabın bana zorla okutturulması eğer ben kitabı kendim seçip okusaydım eminim ki daha büyük bir haz alacaktım.
Ödül = Ceza ben bu kitapta bunu öğrendim. Çocuklara aslında hükmetmek istediğimizi onları anlamak yerine onlara dayatmalar öne sürdüğümüzü ve aslında en önemlisi onların da birer birey olduğunu öğrendim.
"Beni Ödülle Cezalandırma", kitabın isminden başlamak isterim ilk önce... Kitabın ismi tam olarak kitapla örtüşmüş ve okuyuca okumadan önce asıl mesajı vermiştir.-beni ödülle cezalandırma! - diye.. Bir çocuğun ağzından çıkacak en anlamlı vaveyladır beni ödülle cezalandırma... Tüm anne-babaların okuyacağı yalınlıkta bir kitap ve özellikle psikolojik danışmanlık ve rehberlik eğitimi alan bireylerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Çoğu eğitimcininde okuması şart, çocuğa ödülle herhangi bir şey öğretilemeyeceğini gözler önüne seriyor kitap ve çocuğa nasıl davranılması gerekeceği ile ilgili de ayrıntılı bilgi veriyor. Yapılan araştırmalarla ödül ve cezanın zararlarını bilimsellik ile gözler önüne seriyor..

Yazarın biyografisi

Adı:
Özgür Bolat
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Doğum:
Antalya, Türkiye, 1979
1979 yılında Antalya’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nden bölüm ve fakülte birincisi olarak mezun oldu. New York Üniversitesi’nde burslu, öğrenme psikoloji eğitimi aldı. Buradan da “Üstün Başarı Ödülü” kazandı. Fulbright ve Türk Eğitim Vakfı bursu ile yüksek lisans yaptığı Harvard Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden de 4.00 üzerinden 4.00 ortalama ile mezun oldu. Türkiye’ye dönüşünde Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde iki yıl öğretim üyeliği yaptı.

Doktora derecesini Cambridge Üniversitesi’nden ve MIT Sloan School of Management’tan aldı. 2007 yılında Yeni Zelanda’da yapılan uluslararası bir konferansta “En İyi Genç Araştırmacı” ödülünü aldı. Özgür Bolat hürriyet.com.tr’de ve Vatan Gazetesinde köşe yazarlığı ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmaktadır. Aynı zamanda okullara ve şirketlere danışmanlık sunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 64 okur beğendi.
  • 506 okur okudu.
  • 73 okur okuyor.
  • 420 okur okuyacak.
  • 15 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları