Çocuklarımızı desteklemek demek, yıllardır anlatılagelen “Hayat adil değildir,” nutuğunu tekrar etmek ya da sevinçleri öteleyerek çok çalışmanın en büyük değer olduğu üzerine konuşmalar yapmak anlamına gelmez. Çocuklarımıza hayatın çaba ve keşifle dolu bir yolculuk olduğunu öğretebilir, başarının bir adım ötede bizi beklemiyor olma ihtimalini göz ardı etmemelerini söyleyebiliriz.
Geçmişimize bakarak dürüst olma cesaretini bulduğumuzda ve kendi hikayelerimizi açık ve tutarlı bir şekilde anlatabilecek içgörüyü geliştirdiğimizde, geçmiş yaralarımızı iyileştirmeye başlayabiliriz.
Çocuklarımız kıymetlidir ancak kırılacak bir eşya değillerdir. Onları baloncuklu koruma ambalajına sardığımızda ve içine düştükleri rahatsızlık, stres ya da zorluktan kurtardığımızda; onları tam anlamıyla kırılgan hale getiriyor ve kendi dengelerini bulma yolunda beceri geliştirmelerine engel oluyoruz. Onlara açıkça ve sürekli olarak verdiğimiz mesaj şu oluyor: 'Bence sen bu işi tek başına halledemezsin ve benim seni korumama ya da bu işi senin adına yapmama ihtiyacın var.' Böyle yaparak çocukların rahatsızlık hissetmesini önlüyor, onları koruyoruz. Böylece kendi yöntemlerini geliştirmelerini engellediğimiz gibi ne kadar güçlü ve yaratıcı olduklarını keşfetmelerine de mani oluyoruz.