Kitaplarımın havasını solumayı bilen, onun yükseklerin havası olduğunu bilir. Onun için yaratılmış olması gerekir kişinin, yoksa hiç de az değildir üşütme tehlikesi orada.
Yakında insanlığın karşısına, ona yöneltilmiş en ağır taleple çıkacağımı öngördüğümden, kim olduğumu söylemem zorunlu görünüyor bana. Aslında bilinmesi gerekirdi: çünkü 'tanıksız bırakmadım' kendimi. Ne ki, görevimin büyüklüğü ile çağdaşlarımın küçüklüğü arasındaki orantısızlık, beni dinlememiş, hatta görmemiş olmalarında dile geldi. Kendime verdiğim krediyle yaşıyorum ben, belki yalnızca bir ön yargıdır yaşıyor oluşum?... Yalnızca bir 'kültürlü' kişiyle konuşmaya ihtiyacım var, yazın Oberangadin'e gelip beni yaşıyor olmadığıma ikna edecek... Bu koşullarda bir ödev var, aslında alışkanlığım, dahası içgüdümün gururu isyan ediyor ona karşı: Dinleyin beni! Çünkü ben falanca kişiyim. Başkasıyla karıştırmayın beni her şeyden önce!