Yolculuk yaparken, ağlarken, sevişirken, yürürken, ameliyatta, düşünürken, temizlik yaparken, yemek yaparken, okurken, dinlenirken, yoruldugunda, kızdıgında, üzüldüğünde, hırslandığında kısacası hayatını arka fon müziği olmadan geçirmeyenlerden misin? Bende. Dinle o zaman;
"Tanrı", "Ruhun ölümsüzlüğü", "Kurtuluş", "Öte dünya", dikkatimi de zamanımı da vermediğim kavramlardır bunlar, bir çocukken bile, -belkide hiçbir zaman yeterince çocukca değildim bunun için?- Kesinlikle bir sonuç olarak varmış değilim ateizme, bir olay olarak öğrenmiş bile değilim: içgüdüsel olarak kavradım onu. Baştan savma bir yanıtı begenmeyecek kadar meraklı, kuşkulu, haşarıyım ben. Tanrı baştan savma bir yanıttır, bir nezaketsizliktir biz düşünürlere karşı,-hatta aslında baştan savma bir yasaktır bize konulmuş: düşünmeyeceksiniz!...
Soru olmayan sorular üzerinde hiç düşünmedim -kendimi israf etmedim. Asıl dinsel zorlukları örneğin, yaşayarak öğrenmiş değilim. Neden dolayı günahkar olmam gerektiği, tamamen kaçtı dikkatimden.