• Kitabın kapağını açar açmaz bir odanın kapısı aralanıyor. Perdenin açıklığından içeri süzülen gün ışığı odada süzülen tozu görünür kılıyor. Her sayfa ile bir adım daha yaklaşıyorsun yıllardır kaldığı yerden bir milim oynatılmamış eşyalara. Ortada el oyması büyük bir masa. Üzerinde yüzlerce fotoğraf. Siyah beyaz, yanları tırtıklı fotoğraflardan koparılmış bir hayat. Her bir fotoğraf bir insanı doğurup atmış sanki. Doğum sonrası anne rahmi gibi. Bomboş... Paslanmış,büyükçe bir makas hayata küskün. Fotoğraflardan kesip attığı insana özlemde. Yerde hiçbir yere, hiçkimseye ait olamamış, fotoğrafın kustuğu parçalar. Bazen bir çocuk bazen bir kadın... Ve doğum gibi hem bir kavuşma hem bir ayrılık hali...
    .
    Dört bölümden oluşuyor kitap: ev, okul ve okul yolu, Lèo Ferrè'nin konseri, Yeniden Akdeniz.
    Kendi hikayesinden derin izler taşıyan bu kitap çocukluk, kadınlık, delilik kavramlarını aynı yere gömüyor. Üzerinde tonlarca toprak. Sulandıkca yeşerir mi?
    .
    Yeşerirse ölüm mü kokar yaprakları umut mu?
    Okuyup siz karar verin.
  • Heftê sal hemû zilm û zor te dît
    Li dawiya emrê xwe bûyî şehîd
    Veger nîne lo mamo rê min dît
    Hoy mamo şehîdê kal ey şehîd
  • "Yeni kente, kentlerin kentine doğru aç, sefil, yalnız, guguklu mayıs gecelerinden düştük yollara ve sabah olup da öğrendik mi, ah bir kokunç olacak ki öğrenmemiz, yeni kentin asla var olmadığını, ah kentin asla var olmadığını öğrendik mi, bir on bin yıl daha kocamış olacağız ve soğuk ve acı olacak sabahımız, yalnız, ah yalnız; ve ancak özlem dolu trenler, onlar kalacak ve uzaklara hasret, gurbet acısından çığlıklarını azap dolu uykularımızın koynuna hıçkıracak yine, hırsla, zalim, büyük ve heyecanlı. Issız, soğuk raylar üzerinde geceleri acı çığlıklarını yine koyuverecekler. Ama artık Rusya’ya gitmeyecekler asla, yo yo, artık Rusya’ya gitmeyecekler, çünkü hiçbir lokomotif artık gitmeyecek Rusya’ya, hiçbir lokomotif artık gitmeyecek, çünkü hiçbir lokomo hiçbir lo-
    komo hiçbir lokomo hiç..."
    Wolfgang Borchert
    Sayfa 179 - Mayısta, Mayısta Ötüyordu Guguk
  • 1 Moby Dick – Herman Melville (1851)

    Kaptan Ahab, takıntıyı somut hale getiren kahramanlardan biri. Bacağını koparan balinayı takip ederken intikam hırsı her şeyin önüne geçer. Geminin ikinci kaptanı, Ahab’ı tüm tayfayı kaybetmeden bu arayışa bir son vermesi için ikna etmeye çalışır. Burada romanın en gergin ânındayız. Çünkü bu vazgeçiş, kaptanın felaketten önceki son çıkış kapısıdır. Yine de, karşılaştığı her şeye rağmen, Kaptan Ahab lanetli arayışına devam eder ve bundan sonra karşılaşacağı olaylar şok edici bir hal alır. 

     2 Uğultulu Tepeler – Emily Brontë (1847)

    Heathcliff ve Catherine, talihsiz bir aşkın yetim çocuklarıdır. Nefes kesen bir aşkın durdurulamaz felaketinin. Tabii ki, bu yıkıcı tutku kendini asla sağlıklı bir şekilde gösteremez. Aşk hikâyesi tepetaklak olur ve ailelerini yıkıma sürükler. Heathcliff öyle takıntılı bir âşıktır ki sevdiği kadın ölümünden sonra bile yanında olması için mezarını kendine yakın bir yere taşır. 


    3 Sadist – Stephen King (1987)

    Stephen King genelde ilk bakışta zararsız görünen kahramanlar seçer, fakat bir kitap kurdunu insanın kanını donduran bir karaktere dönüştürerek bizi şaşırtır. Annie Wilkes de bir yazarı hapseden ve ona türlü işkenceler uygulayan birine dönüşür. Amacı, favori kadın karakterine daha iyi bir son hazırlamaktır. King’in Annie tasvirinde bir kurnazlık yatar. Çoğumuz kendimizi sevilen karakterlerle özdeşleştiririz ve yazarlar duygusal hayatlarımızda önemli bir yer tutar. Aynı zamanda, okurların da yazarların hayatında bir hâkimiyeti vardır. King Sadist’i kaleme alırken, korku dışında bir eser vermeye niyetlendiğinde okurlarından gelen isyandan ilham almış. 

    4 Tutku – A S Byatt (1990)

    Roland Michell hayatını eski zaman şairi Randolph Henry Ashe’e adamış pek tanınmayan bir akademisyendir. Roland, Ash’in başka bir şairle yaşadığı gayri meşru ilişkiye işaret eden bir belgeyi gün yüzüne çıkarır. Hikâyenin tamamını da ortaya çıkarmak zorundadır. Başka bir akademisyenle, Dr Maud Bailey ile güçlerini birleştirir. İkilinin tarihin derinliklerine gömülü bu hikâyeye olan hayranlıkları afrodizyak etki yaratır. Bu çok katmanlı öykü, takıntının farklı dereceleriyle oynar: romantik ve entelektüel, geçmiş ve şimdi.


    5 Lolita – Vladimir Nabokov (1955)

    Nabokov’un tartışmalı romanının ilk paragrafı güvenilmez anlatıcısının yegâne takıntısını gözler önüne serer: Humbert, Lolita’nın adıyla ilgili bir rapsodi uydurur. “Lo-li-ta; dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-li-ta.” Her hece bir şiir gibi incelikle işlenir. Lolita’nın 12 yaşında olması gerçeği bir hayli rahatsız edici olsa da Humbert’ın canlılığı okuru romana çeker ve okurun suç ortağıymış gibi hissetmesine neden olur. Lolita’nın gerçek haliniyse Humbert’in takıntısının odağı dışında bilmemize olanak yoktur.

    6 Vejetaryen – Han Kang (2007)

    Türkçe çevirisi 2016 yılında yayımlanan Vejetaryen, takıntıların günümüz dünyasındaki dışavurumunu irdeliyor. Bu kısa romanın kadın kahramanı et yemeyi bırakır. Hızla kilo kaybeder, güçten düşer ve her şeye yabancılaşır. İlk bakışta, Kang’ın kısa romanındaki rahatsız edici rüyalar, hikâyenin sıradan bir yeme bozukluğunu anlatacağını düşündürüyor. Fakat hikâyedeki samimiyet ve bilinirlik hissi bizi bir anda içine alıyor: Yeong-hye’nin garip diyeceğimiz davranışları bir virüs gibi yayılıyor. Bu sırada, Yeong-hye’nin doğum lekesi, kız kardeşinin eşinde tehlikeli bir saplantı haline geliyor. Hikâyenin sinir bozucu olay örgüsü, takıntıyı bir gündüz düşü atmosferinden tüm aileyi yıkan ilkel bir dürtüye dönüştürüyor.

    Alıntı...
  • Her dinlediğimde tuylerimin diken diken olduğu gözlerimin yaşardığı ve bir an için aşırı huzunlendigim bir şarkıdır.
    /////////////////////////////////////////////////
    Îro dîsa li Deşta Silêmaniyê, li kêleka Hendirê, li bajarê helebçê
    Fermana me Kurdan e, ferman e, ferman e…
    Dîsa hatin qelandin zarok û zêç tev dayik û bavan e
    Ax hawar… li me ferman e… li min ay… ax birîndarê we me, li min oy…
    Erê hey lê lê… Here hey lo lo…
    Hawar Kurdno hûnê bikin bilezînin
    Hûnê kaxiz û pênûsekê bibînin binivsînin
    //////////////////////////////////////
    https://youtu.be/0otN_0JUCBg