Wey lo lo Delal, Xem û xeyala siwarê dilê min, kanî Delal?
Wey lo lo Delal, Delalê min delalîn e Siwarê hespê kihêl î nêr î kab heşîn e Hektorê min î kurdistanî Lehengê min î vî zemanî Dijmin biqasî Akîle ûsî Ne egîd û mêrxas e ku wek wî Li ser dijminê xwe Hektorî Li xwe bixe û bigirî Tu li erdê birîndar î Êdî li erdê navê temamkirina birîndaran bûye mêranî Êdî navê gorxerakeririn û Destavêtina meytan bûye şer û qehremanî Ez dixwazim tu bizanî Ger keftaran tu parçe kiribî û kuştibî jî Ferq nake, ew ê tim keftar bin û tu yê jî tim şêr bî Tu şêr ji dayik bûyî û tu şêr mirî Ji şêrbûnê mezintir nîn e ti serfirazî
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Reklam
İğdiş Edilmiş İnsanlar Ülkesinde Ayp Yeri Yerinde Kalmış Biri
(...) Ben her zaman eşitlikten yanayım. Fransızlar ayıp olmasın diye “testicule” yerine “Taşak” deselerdi, ben de o zaman taşak yerine “testikül” demeyi uygun bulurdum. Ama o zaman da şöyle bir sorun çıkıyor ortaya. Türkçede erkek olanlar, salt erkeklerdir. Oysa Fransızların sözcükleri de erkekli dişilidir. Fransızca erkek sözcüklerin başına “lö” , dişi sözcüklerin başına “la” gelir. E taşak da dişi olamayacağına göre, Fransızlar bizim taşağa “Lö taşak” diyeceklerdi. Güzel bir rakı mezesi olduğu söylenen — ben hiç yemedim — koç taşağı yerine de, yine kibarlık olsun diye koç yumurtası denilir. Öykümün başlığını “İğdiş Edilmiş İnsanlar Ülkesinde Yumurtalı Kalmış Biri” koysaydım, bu saçmalıktan kimse bişey anlamayacaktı. (...)
Sayfa 145 - ADAM·Kitabı okudu
Lo, Tu yî li wir! Li dera ku ba û baran Bi sermestî dişîrqîne li rûyê te yê têrxew; Ku te bivê, deriyê bêhntengiyê didî ser piştê, Ku te bivê, kulîlkên şermîn av didî li şaneşînê.
Kurdî
Lö berde
Yıkılmak için gün sayan bir binanın giriş katındaki iğreti meyhanenin önünde durdum, içerden yaşama sevinci dolu bir ses kinayeli bir türkü çağırıyordu, "Lö berde, lö berde / Zülfün yüzüme perde / Devriyeler sardı da bizi / Meğerim kaderim böyle"
Edward Said'in"Şarkiyatçılık"adlı eserinde,Osmanlı
Osmanlı boyunduruğu, Osmanlı'nın İslâm dünyasında düşünceyi durdurduğu gibi iddialar, Osmanlı Cihan Devletinin topraklarında gözü olan emperyalist ülkelerin yazar-düşünür-ajanları tarafından ortaya atılan ve gerçekle hiçbir alâkası olmayan iftiralardır. Arap dünyasını Osmanlılardan soğutmak ve onları Osmanlı'ya karşı isyan ettirerek sömürgeleştirmek isteyen Batılıların ve onların keşif kolu olan oryantalistlerin/müsteşriklerin kara çalmalarıdır. Edward Said'in "Şarkiyatçılık" adlı eserinde bu yazar, çizer ve düşünürlerin kimler olduğu genişçe anlatılır. Bunlardan en etkilisi aslında Güstav Lö Bon (Gustave Le Bon) olmuştur
Sayfa 246·Kitabı okudu
Reklam
Reklam