İnsânlar en âlî ma’denden zuhûr iden gevher-i girânbahâya benzer. Gevher-i girânbahânın ise fass-ı rağbet ve zînet-i mevki’-i ehliyyet olması, üstâd-ı zû-fünûnun dest-i iktidârında terâşîde ve terbiye olmağa vâbestedir.
[İnsanlar en yüce madenden ortaya çıkan değerli ve pahalı bir mücevhere benzer. Değerli ve pahalı bir mücevhere rağbet edilmesi ve onun kabiliyet süsü olması, ilim sahibi bir üstadın kudret elinde yontulmasına ve terbiye olmasına bağlıdır.]
Sayfa 41 - Beyan Yayınları, Osmanlıca-Türkçe, Haziran 2017·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ekser insân kendi vücûdunda saklanan kîn, garaz, adâvet, hased gibi binlerle a’dâ-yı hânegîye hîç ehemmiyet vermez. Hâlbuki ebnâ-yı cinsinde bir kimsenin kendisine adüv olduğunu hissederse be-gâyet ictinâb ider. Bu ise hakîkatde bir kal’a içinde müdhiş adüvleri ibkâ ile haricden geleni men’e çalışmağa benzer.
[Çoğu insan kendi vücudunda saklanan kin, hınç, düşmanlık ve haset gibi binlerce düşmana hiç önem vermez. Halbuki insanlar arasında birinin kendisine düşman olduğunu hissederse ondan son derece çekinir, kaçınır. Bu durum bir kale içinde güçlü ve dehşet verici düşmanları bırakıp dışardan gelen düşmanları engellemeye benzer.]
Sayfa 37 - Beyan Yayınları, Osmanlıca-Türkçe, Haziran 2017·Kitabı okudu