Hüseyin Aycan

Korkut Ata; Buda, Mani, Hıristiyan ve İslam etkilerine rağmen ölmemişti. Türk ruhunu, Türk töresini korumaya ve söylemeye devam etti; onu bilmek bir görevdi.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnsanlığın en eski hikayesinin kahramanı, Sümerlerin Gılgamış'ı ölümün kaçınılmazlığı karşısında nasıl çaresiz hissedip yollara düşmüşse, Türk dünyasının bilgesi Dede Korkut da ölümden çok korkmuş, ondan kaçmak için dünyanın öbür ucuna yolculuk etmişti.
Dede Korkut
Tarihsel kaynakların sürekli onayladığı, sözlü kaynakların sürekli tekrarladığı bir gerçek vardır: Nerede anılırsa anılsın, Korkut bir bilgedir, bir töre koruyucusu ve uygulayıcısıdır. O "ata"dır, o "dede"dir.
Buzul Çağı
Altaylara göre dünyanın yaratılışından bu yana üç aygul, yani üç dönem ve bu dönemi bitiren bir felaket yaşanmıştı. Üç aygulun arası bin yıldı. İlk felaket ateşle gelmişti ve od aygul denilmişti. İkinci felaket şiddetli fırtınalarla gelmişti ve cotkon-salkındu aygul adı verilmişti. Üçüncü felaket ise sularla gelmişti ve suu aygul denilmişti. İşte yeryüzü şu an su felaketinden sonraki dönemdedir. Ancak felaketler henüz sona ermiş değildir. Sonraki dönem, taş aygul denilen buzul dönemi olacaktır. Bu kez de son, her şeyin donmasıyla gelecektir.
Yayık miti
Türk-Altay tufan mitlerinde Nuh'un yerini Nama ya da Ülgen almıştı. Bir anlatıya göre, tufandan önce yeryüzünün hakimi Tengiz (Deniz) Han idi. İnsanlar yaratılalı uzun zaman olmuş, ancak tanrılara olan saygılarını kaybetmeye başlamışlardı. Bu yüzden tufan kararı verilmişti. Ülgen tufanın olacağını, iyiliğiyle ve tanrılara yakın olmak için gösterdiği emekle öne çıkan Nama'ya haber verdi ve ona insanın soyu ile hayvanları kurtarmak için sandal ağacından bir gemi yapmasını söyledi. Nama; Soozunuul, Saruul ve Balıksa isimli üç oğluyla beraber Ülgen'in tarif ettiği şekilde gemiyi yapıp tamamladı. Bazı insanları ve hayvanları gemiye aldı. Ardından kara bulutlar, sisli hava gökyüzünü kapladı, yoğun yağmurlar yağmaya başladı. Denizlerden, karalardan, her yerden su fışkırıyordu. Gemi derin sularda yüzmeye devam etti, ta ki sular çekilmeye başlayana dek. Gemi, Çomgoday ve Tuluttu dağlarında karaya oturdu. Ayak basacak bir yerin olup olmadığını öğrenmek için Nama bir kuzgun saldı. Kuzgun geri dönmedi. Ardından bir karga gönderdi, o da geri dönmedi. Ardından gönderdiği saksağan da geri dönmedi. En sonunda bir güvercin göndermeye karar verdi. Nihayetinde güvercin gagasında bir dalla geri geldi. Güvercine diğer kuşların nerede olduklarını sorunca, onların bir leş bulup yemeye daldıkları cevabını aldı. Bunu duyan Nama diğer üç kuşu insanlardan uzak olmakla ve leşle beslenmekle lanetledi; güvercin ise insanlarla birlikte yaşamaya hak kazandı. (Tufandan sonra Nama, Yayık Han ismiyle tanrı seviyesine yükseldi.)