Hüseyin Aycan

Orman içinde yaşayan halklar için ağaç en ilkel tapınaktı. Yaşamları ormana ve ormanın bileşenlerine bağlıydı; bu yüzden onları memnun etmeleri gerektiğini düşünüyorlardı. Böylece, ağaçlar ve bütün halinde orman üzerinde olumlu etkiler yaratmak için büyüsel pratikler geliştirdiler. O dönemlerde bu büyüsel faaliyetler kadınların elindeydi. İşte tam da bu yüzden bitki kökenli mit anlatılarında ormanın kendisi ve bitkiler karşımıza dişil olarak çıkar, soy da dişi bir anaya dayanır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Türkler Müslümanlığı kabul ettikten sonra da kökenlerine dair hikayelerinden vazgeçmediler ama bu anlatıları İslami bir çehreye büründürdüler. Şimdi soylarının Adem'e ve Nuh peygambere dayandığını anlatmaya başlamışlardı.
Güney Sibirya bölgesinde yaşayan Türk kavimleri ormanların etrafında şekillenip gelişmişti. Ormanlarla çevrililerdi ve ormanın kendilerine verdikleriyle ya da kısıtlı alanlarda yaptıkları tarımla hayatlarını sürdürüyorlardı. Doğal olarak bu kabilelerin merkezinde ağaçlar bulunuyordu; bu yüzden soylarının dalları göğe uzanan, kökleri de yeraltına inen ağaçlardan türemiş olabileceğini düşündüler.
Bazı Türk kavimleri soylarının kutsal bir ruh tarafından korunduğuna inanıyordu, bazıları ise soylarını gökteki tanrılara bağlıyordu. Örneğin, Altaylı bazı soylar Ülgen ve Erlik'in oğullarından birinden geliyordu.
(Türklerde) Ataların mezarlarının açılmasının cezası ölümdü. Bunu yapan bir kişi değil bir devletse, bu bir savaş sebebiydi. Hatta bazı kaynaklara göre, Hun hükümdarı Attila'nın Bizans'a savaş açmasının sebebi, Avrupa Hun Devleti'nin hükümdar ailesinin mezarının talan edilmesiydi.