1920'lerin başından itibaren, devletten ferde kadar, yükselinmesi gereken hedef olarak konulan medeniyet aynı zamanda acımasızdır. Sözgelimi Mustafa Kemal'e göre "medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki ona bigane olanları yakar ve mahveder." Mahmut Esat Bozkurt ise, medeniyetin her şeyiye alınmasının gerekliliğini anlatırken medeniyetin Kemalist elitlerin zihninde konumlandığı yeri de açıkça ifade eder: "Batı medeniyeti ... bir küldür [bütündür], ayrılık kabul etmez. Ya hep alınır, yahut alınmaz. Tıpkı dinler gibi..."