Şimdi, sabah serinliğini içime çekip,gökyüzünün yeni bir hikâye gibi ağır ağır aralanan tayfını seyrederken, nihayet hayallerimle buluştuğum için memnunum. Yarın ne getirecek bilmiyorum ama her şeyi doğru yapmış değil, "Yaşadım," diyebilecek biri olarak ölmek istiyorum. Hayat hata yapmaktan korkmak için çok kısa. Korkmuyorum.
Benim bildiğim şu, vazgeçmek bazen sahip olduğumuz şeylerin en iyisidir. "Elimden tut yoksa düşeceğim," demiş ya Attilâ İlhan. Galiba kimi durumlarda o, "Elimi bırak yoksa düşeceğim," diye okunabilir. Aşk kaç kişilik bilmem ama vazgeçmek tek kişiliktir.
Sevgilim, tek başıma seni özlemek çok zor. Hiç değilse sen de beni özleyerek el veremez misin?
...Her gün yanlışlıkla seni aramak istiyorum. Her gün yolda tesadüfen sana rastlamak. Arayamıyorum, rastlayamıyorum, bile isteye gelip kapını da çalamıyorum. Susarak gururumu kurtarmanın peşindeyim sevgilim. Oysa gurur beni kurtarmıyor; lime lime oldu kalbim, iplik iplik dökülüyorum.
...Bazen, ya ölürsek diye düşünüp çok korkuyorum. Sahiden, ya birimizden biri ölürse aniden? Seni en son o dalgaların önünde, binip gidemediğimiz bir vapurun hayalinde görmüş olma fikri beni mahvediyor. Ölmeden evvel, hiç değilse karşılaşsak ya, sevgilim...