İnsan, tarihinin başlangıcında tümüyle doğaya bağımlıdır. Evrim süreci içinde giderek kendini doğadan bağımsız kılar; emek süreciyle doğayı değiştirmeye ve yönetmeye başlar. İnsan, doğaya bağımlılığı özgürlüğünü ve düşünce kapasitesini sınırlar. O, pek çok bakımlardan çocuk gibidir. Yavaş yavaş büyür ve ancak doğaya tam olarak egemen olup bağımsız bir varlık durumuna geldiğinde tüm düşünsel ve duygusal yetilerini geliştirebilir.
Marx, sahip olmak ve kullanım isteklerine yenilmiş insanın yozlaşmış (sakatlanmış) olduğuna inanmaktaydı. O’na göre bir şeylere sahip olan insan değil, kendisi bir şeyler olan insan, tam olarak gelismis, gercekten insan olan insandı.