O güne dek, pek çok kişi Ay'la Dünya arasındaki uzaklığın nasıl hesaplandığını bilmiyordu. Bu fırsattan yararlanarak, söz konusu uzaklığın Ay'ın paralaksıyla elde edildiği öğretiliyordu kendilerine. Paralaks sözcüğüne şaşanlara, bunun, Dünya'nın yarıçapının iki ucundan Ay'a çekilen düz çizgilerin yarattığı açı olduğu söyleniyordu. Bu yöntemin yetkinliğinden kuşkulanmaya kalktıkları an, ortalama uzaklığın iki yüz otuz dört bin üç yüz kırk yedi mil (yani 94.330 fersah) olduğu kanıtlanmakla kalmıyor, astronomların olsa olsa yetmiş millik (30 fersahlık) bir yanılgıya düşebilecekleri söyleniyordu.
Gecelerin yıldızı, Dünya'ya görece yakınlığı ve çeşitli evrelerinin hızla değişen gösterisiyle, başlangıçta Dünyalıların ilgisini Güneş'le paylaşmıştır; ama Güneş'e bakmak yorucudur, ışığının kamaştırıcılığı, seyredenleri az sonra utandırıp yere bakmaya zorlar.
Daha insanca bir yüze sahip olan sarı Phoebe'yse, olanca alçakgönüllülüğüyle güzelliğini gözler önüne serer; onu seyretmek tatlıdır, gözü hiç mi hiç yükseklerde değildir, bununla birlikte, ara sıra erkek kardeşi, göz kamaştırıcı Apollon'u örtüp ışığını keser, diğeriyse bu işi hiçbir zaman yapamaz. Muhammediler Dünya'nın bu sadık dostuna nasıl bir gönül borcuyla bağlı bulunduklarını anlamış, aylarını onun dolaşımına göre düzenlemişlerdir.
Hiçbir şey şaşırtamaz şaşırtamaz bir Amerikalıyı. "Olanaksız" sözcüğünün Fransızca olmadığı pek çok kez söylenmiştir; bu sözcük konusunda sözlükler tarafından yanıltıldık besbelli.