Fakat artık dünyada bir tek şeye inanıyorum: o da tecrübe. Sana söylediğim şeyleri otuz seneye yaklaşan bir hayat bana öğretti. Sen de yavaş yavaş yola gelirsin.
Kendisinin dünyayı bir iş için geldiğini müphem bir şekilde hissediyor, fakat bu işin ne olduğunu bilmiyor ve etrafında kendisine, “Bu benim işim!” dedirtecek bir şey göremiyordu.
Konuşmaya ne lüzum vardı? Bütün güzel laflardan ve hoş insanlardan sıkılan bu mahlukları, birbirlerinin sessiz mevcudiyeti yorgunluk verecek kadar doyuruyordu.