Şiir mi batacak? Sanat mı silinip kalkacak yeryüzünden? Hiçbir zaman! Basitlik mi alacak onların yerini? Ne münasebet! Hayır. Şiir, sanat hala yaşıyor; yalnız yaşamakla kalmayıp insan ruhuna egemen oluyorlar, insan ruhunu yüceltiyorlar. Onların mübarek etkisi yer yerde yaygın olmasa hepimiz cehennemde olurduk şimdi…Kendi basitliğimizin, küçüklüğümüzün cehenneminde!
Kafamda herhangi bir düşünceye yer veremezdim artık; geriye doğru bakamazdım…Hatta ileriye bile. Ne geçmişi düşünebilirdim, ne de geleceği. Geçmişin sayfasında yazılan öykü öylesine tatlı, öylesine hüzünlüydü ki tek bir satırı okumak bile cesaretimi kırıp beni güçten düşürmeye yeterdi. Geleceğin sayfası ise korkunç bir boşluktan ibaretti; yeryüzünün tufandan sonraki durumu gibi bir şey.
Varlığım yenilenmek, tazelenmek için can atıyordu; ruhum temiz duygulara, saf sevgilere susamış durumdaydı. O anda umutlarımın yeniden kıpırdandığını duydum…Yaşamaya yeniden başlamak olasıymış gibi geldi bana.
İnsanlar dinginlikle yetinmelidir demek boşunadır; hareket ister onlar, bulamayınca da yaratırlar. Benimkinden daha durağan bir hayata yazgılı olan milyonlarca kişi vardır, hepsi de buna baş kaldırmış durumdadır. Yeryüzündeki insan kitlelerinin arasında, siyasal başkaldırılardan başka daha ne isyanların kaynaştığını ancak Tanrı bilir!