Zora'nın yakınmalarından kuşkulandığı için kendinden utanıyordu ; bir dilencinin yoksulluğundan şüphelendiğimizde duyduğumuz utanç gibi. Öte yandan, bir dilencinin karşısında zaman zaman kapıldığımız duyguya da kapılmıyor değildi: dışavurulmak üzere didik didik edilen, çok fazla irdelenen bir acı, sonuçta dilenci için vazgeçilmez bir acı olup çıkıyordu - yaşama aracı, bir var olma ve korunma poliçesi. Bu acıdan mahrum edildiği an, şefkat görme hakkı da elinden alınmış olacaktı.