onu sevmiştim. kendimce kesinlikle sevmiştim. ancak bir noktadan sonra o değil, kendi benliğim daha değerli hale geldi. onu sevdiğim için kendi yaşamımdan vazgeçmektense, sevgimden vazgeçip hayatımı yaşamam gerektiğini düşündüm. ben, en çok kendime önem veren ve şu anki yaşam biçimimi sürdürmeyi en üstte tutan bir kişiyim. dahası kendim ve yaşam biçimim uğruna her an birini terk edebilecek bir kişiyim.
çaresizlik. usanç. boşluk hissi ve hiçlik... bunlar bir kez kapıldın mı kendini kurtarmanın zor olduğu duygulardır. içinde su olmayan bir kuyuya düşmüşsün de yüzünü dizlerine gömmüş oturuyormuşsun gibi hissettirir. bu dünyanın en anlamsız varlığı senmişsin, zor zamanlar geçiren tek kişi kendinmişsin gibi gelir.
çaresizlik. usanç. boşluk hissi ve hiçlik... bunlar bir kez kapıldın mı kendini kurtarmanın zor olduğu duygulardır. içinde su olmayan bir kuyuya düşmüşsün de yüzünü dizlerine gömmüş oturuyormuşsun gibi hissettirir. bu dünyanın en anlamsız varlığı senmişsin, zor zamanlar geçiren tek kişi kendinmişsin gibi gelir.
"gurur duygusundan yoksun bir hayat yaşamanın ne kadar zor olduğunu bilemezsin elbet! bütün gün deliler gibi çalışsan da geriye hiçbir şeyin kalmadığı, hayır, sadece yorgunluğun kaldığı bir hayat!" dedi jungseo.