karanlıkta iki gölge, umutsuz, ağır alacakaranlıkta birbirine uzanıyor. elleri birleşiyor ve ışık, yüz altın kupadan dökülen güneşmişçesine sel olup yayılıyor.
tanıdığım çocuğu ortaya çıkarıyorum. incirler bulanıklaşarak ellerinde dönerken sırıtan Akhilleus. benimkilere bakarak gülen yeşil gözleri. yakala, diyor. nehrin üstüne uzanan bir daldan sarkan, gökyüzüyle çerçevelenmiş Akhilleus. uykulu nefesinin kulağımın üstündeki yoğun sıcaklığı. gitmek zorundaysan, ben de seninle geleceğim. kollarının altın limanında korkularımın unutuluşu.