onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefeslerinden, ayaklarını yere vuruşundan tanırdım. ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu.
"sana bir sır vereceğim."
"söyle." böyle davranması çok hoşuma gidiyordu.
"hem ünlü hem de mutlu ilk kahraman ben olacağım." elimi tuttu, avuçlarımızı birbirine dayadı. "yemin et."
"niye ben yemin ediyorum?"
"sebep sensin de ondan. yemin et."
"yemin ediyorum ," dedim.