sanat seyehat
Takip Et
sanat seyehat
@lunansolis
Okur
sonra gittin. çocuk oldum bir daha, ağladım. kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı
Yönetmen
Üniversite
Ankara
15 Temmuz
11 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitaplar
Soneler
William Shakespeare
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
Gary Small
Senaryo Kitabı
Öktem Başol
Sinematografi
Blain Brown
Psikoloji Kitabı
Kolektif
Yeşilin Kızı Anne
L. M. Montgomery
40
Kitap
17
Takip edilen
28
Takipçi
1
İnceleme
40
Alıntı
12
İleti
Kitapları
Duvar
Tekrar Paylaşımlar
Yorumlar
sanat seyehat
@lunansolis
·
GÜVERCİNİN RUHU
Allah'ım, Güvercinin ruhunu vahşi hayvanlara emanet etme.
Şiir
Aşk Şiirleri
Furuğ Ferruhzad
sanat seyehat
Âh, bir güvercin gibi kanatlarım olsaydı Uçar ve huzurlu olurdum Çünkü şiddeti ve kavgaları gördüm Bu dünyada çok acı çektim. Bu dünya gebe ve haksızlık doğuruyor Allah'ım, senin gücün ve senin huzurun dışında Nereden sığınak bulurum? Eğer şafağın rüzgarlarına asılsam ve denizin derinliklerinde yaşasam Yine de elinin ağırlığını üzerimde hissederdim. Beni kararsızlıkla sarhoş ettin Senin yolların ne kadar gizemli Senin yolların ne kadar gizemli. Yüreğimin acısını söylüyorum Ruhumun yakıcılığını söylüyorum Sessizliğimi korurken, kemiklerim ufalıyor Çünkü elinin ağırlığı üzerimde. Hatırla; hayatım bir soluktan ibaret Çöldeki bir pelikan gibiyim Ve bir serçe gibiyim, damda tek başına kalmış. Dökülmüş su gibiyim Ve ölüp gitmişler gibiyim Ve ölümün gölgesi, gözkapaklarımı kaplıyor Beni bırak, beni bırak; günlerim sadece bir nefes. Beni bırak, yolculuğuma başlamadan önce geri dönüşü olmayan yere, Ebedi karanlıklar ülkesine. Allah'ım, Güvercinin ruhunu vahşi hayvanlara emanet etme. Hatırla; hayatım bir soluktan ibaret Değirmenlerin gürültüsü Ve o acı dolu aylara Ve çevremi saran neşeli şarkılar Ve canlı ışıklar yitip gitti. Ne mutlu, bu zamanda hasat yapanlara Ve elleriyle başakları toplayabilene. Çölde şarkı söyleyen ruhları dinleyelim Âh edenlerin ve ellerini gökyüzüne açanların şarkısı, diyor ki: "Eyvah, yaralarım ruhumu hissizleştirdi! " Âh sen, Beline kadar inen saçların dökülürken, Kırmızı elbiseler giydiğin, Altından mücevherler taktığın zamanları hep unuttun. Gözlerine sürme çekerdin Hatırla; kendini boşu boşuna güzelleştirirdin, Çölde yalnız bir şarkı olduğun Ve arkadaşların seni terkettiği için. Zaman akıyor ve öğlenin gölgeleri uzamaya başlıyor Ve kuşlarla dolu bir kafes gibi, Hayatımız da iniltiyle dolu. İçimizde hiç kimse bilmiyor; ne kadar vakti kaldığını Hasat zamanı geçti, yaz artık bitmek üzere Ve bir kurtuluş bulamadık. Güvercinler gibi bağrışıyoruz adalet için Ama kimse duymuyor bizi. Ve karanlıkta, ışığı bekliyoruz. Ey sen, sevginin gücüyle taşan nehir Bize doğru gel Bize doğru gel.