İktisadi Düşünceler Tarihi
10/10
·295 syf.··
Beğendi
·
2026 548. kitabı
İktisat çoğu zaman grafikler, denklemler ve matematiksel modeller üzerinden öğretilir. Oysa bu kitap bana, iktisadın her şeyden önce insanı, toplumu ve tarihi anlamaya çalışan bir düşünce disiplini olduğunu hatırlattı. İktisat Düşünürleri, yalnızca büyük ekonomistlerin biyografilerini anlatan bir eser değil; aynı zamanda fikirlerin nasıl doğduğunu, hangi toplumsal koşulların bu fikirleri şekillendirdiğini ve birbirleriyle nasıl tartıştıklarını gösteren bir düşünce tarihi kitabı. Robert L. Heilbroner'in en büyük başarısı, iktisat tarihini kuru bir kronoloji olmaktan çıkarıp yaşayan bir hikâyeye dönüştürmesi. Kitabı okurken yalnızca Adam Smith'in görünmez elini, Karl Marx'ın kapitalizm eleştirisini ya da John Maynard Keynes'in krizlere bakışını öğrenmiyorsunuz; aynı zamanda bu düşünürlerin yaşadıkları dönemin ekonomik ve sosyal sorunlarına nasıl çözüm aradıklarını da görüyorsunuz. Böylece fikirler, soyut teoriler olmaktan çıkıp yaşanmış tecrübelerin ürünü hâline geliyor. Kitap bana önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Ekonomi yalnızca sayılarla açıklanabilecek bir alan değildir. Her ekonomik modelin arkasında insan davranışları, ahlaki tercihler, siyasi kararlar ve tarihsel koşullar vardır. Bu nedenle iktisat düşüncesini anlamak, yalnızca piyasaları değil, medeniyetlerin gelişimini de anlamaya katkı sağlar. En beğendiğim yönü ise yazarın karmaşık iktisadi teorileri anlaşılır bir dille aktarabilmesi oldu. Akademik ciddiyetinden ödün vermeden, okuyucuyu yormayan bir anlatım sunuyor. İktisat eğitimi almayan biri bile temel düşünce akımlarını rahatlıkla takip edebilir; iktisatla ilgilenenler ise teorilerin tarihsel arka planını görerek bakış açılarını genişletebilir. Benim çalışma alanım bütçe, planlama ve finansal analiz üzerine olduğu için kitap ayrı bir anlam
İktisat DüşünürleriRobert L. Heilbroner · Dost Kitabevi · 200383 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 54. kitabı
Han Kang’ın Nobel Edebiyat Ödülü konuşmasını, bazı notlarını, şiirlerini ve kısa metinlerini bir araya getiren bu kitap, yazarın dünyasına biraz daha yakından bakma fırsatı sunuyor. Romanlarını okurken hissettiğim o dingin ama derinden etkileyen atmosferi burada da buldum. Özellikle Nobel konuşmasını okurken, onun edebiyata ve yazmaya nasıl baktığını görmek çok etkileyiciydi. Yazının sadece hikâye anlatmak olmadığını; bazen acıyı anlamaya çalışmak, bazen de insanlar arasında görünmeyen bağlar kurmak olduğunu anlatıyor. Kitap boyunca Han Kang’ın eserlerinde sıkça karşılaştığımız hafıza, kayıp, yalnızlık ve insan olmanın kırılganlığı gibi temaların izlerini görmek mümkün. Şiirleri ve kısa metinleri de en az romanları kadar duru ve etkileyici. Az sözle çok şey hissettirebilen yazarlardan biri olduğunu bir kez daha düşündüm. Benim için kitabın en güzel yanı ise yazmaya dair düşünceleriydi. Dünyada bunca karanlık ve acı varken bile yazmanın hâlâ bir anlam taşıdığına, insanların birbirine ulaşabilmesinin yollarından biri olduğuna inanması uzun süre aklımda kalacak gibi. Han Kang okumayı sevenler için güzel bir tamamlayıcı eser olduğunu düşünüyorum. Romanlarının arkasındaki sesi biraz daha yakından duymak isteyenlere tavsiye ederim.
Işık ve İpHan Kang · April Yayınları · 202617 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·112 syf.··
2026 22. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 23:13
Bazı kitaplar vardır; sadece bir dönemi, bir akımı ya da bir siyasi fikri anlatmaz; insanı ve onun varoluş sancısını masaya yatırır. Üstad Necip Fazıl’ın "Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık" kitabı benim için tam olarak böyle bir başyapıt oldu. Kitabın kapağını kapattığımda hissettiğim ilk şey; sadece ideolojik bir eleştiri okumuş olmanın ötesinde, insan ruhunun derinliklerine yapılmış muazzam bir fikrî ameliyata şahitlik etmenin hayranlığıydı. ​Üstad bu eserinde, modern dünyanın en büyük çıkmazlarından olan sosyalizm ve komünizm akımlarını, o bildiğimiz heybetli, tavizsiz ve keskin üslubuyla adeta lime lime ediyor. Ancak bunu yaparken kuru bir kuramsal reddiyeye girişmiyor; meseleyi doğrudan "insan" üzerinden ele alıyor. ​Kitap boyunca altını çizdiğim satırlarda en çok dikkatimi çeken şey, Necip Fazıl’ın maddeci (materyalist) felsefelerin insanı nasıl tek boyutlu bir varlığa, mekanik bir çarka indirgediğini gösterme biçimi oldu. Üstad’a göre komünizm; insanı sadece midesinden, emeğinden ve üretim ilişkilerinden ibaret görerek onun metafizik derinliğini, ruhunu ve en önemlisi de hürriyetini elinden alıyor. Bu yönüyle eser, bir sistem eleştirisi olduğu kadar, insanlığın kaybolan ruhunu arayış beyannamesidir. ​Beni En Çok Etkileyen Yönleri: ​Tarihî ve Fikrî Derinlik: Üstad, batı kaynaklı bu fikirlerin doğuşunu, Fransız İhtilali’nden Marksist diyalektiğe kadar uzanan köklerini öyle bir sentezliyor ki, körü körüne bir karşıtlık değil, muazzam bir entelektüel kavrayış sunuyor. ​Çarpıcı Üslup: Necip Fazıl’ın o şairane ama aynı zamanda bir kırbaç gibi şaklayan nesir dili, okurken insanı sürekli uyanık tutuyor. Cümleler adeta birer fikir mermisi gibi hafızaya kazınıyor. ​"Büyük Doğu" Perspektifi: Batı’nın kendi iç krizlerinden doğan bu suni sistemlerin karşısına, insanı ruhuyla,
1000Kitap
Sosyalizm, Komünizm ve İnsanlıkNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20081,107 okunma
Kişisel Yorumum
Puan vermedi·240 syf.··
2026 32. kitabı
Senai Demirci, Oruç Psikolojisi kitabında orucu sadece belirli saatlerde aç ve susuz kalmaktan ibaret fizyolojik bir ibadet olarak değil, insan psikolojisini ve ruhunu dönüştüren muazzam bir "içsel yolculuk" olarak ele alıyor. Yazarın kendine has, akıcı ve şairane üslubu, okuyucuyu modern dünyanın getirdiği hız ve tüketim çılgınlığı üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor. Kitap boyunca orucun; iradeyi nasıl çelikleştirdiğini, insanı kendi egosuyla nasıl yüzleştirdiğini ve kalbi gereksiz kalabalıklardan nasıl arındırdığını çok duru bir dille anlatıyor. Kitaptan Öne Çıkan Detaylar: Farkındalık: Kitap, modern insanın en büyük sorunu olan "sürekli tüketme" arzusuna oruçla nasıl dur denilebileceğini psikolojik analizlerle temellendiriyor. Akıcılık: Ağır ve didaktik bir dil yerine, kalbe dokunan, samimi ve düşündürücü bir anlatım hakim. Derinlik: Orucun insan tasavvurundaki ve iç dünyasındaki yerini ayetler ve felsefi bakış açılarıyla harmanlayarak sunuyor. Sonuç olarak; Ramazan ayını veya tuttuğumuz her orucu daha bilinçli, daha derin ve ruhuna vakıf olarak yaşamak isteyen herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir başucu eseri. Sadece bedenen değil, ruhen de bir arınma arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.
Oruç PsikolojisiSenai Demirci · Aile Yayınları · 20265 okunma
10/10
·400 syf.··
2026 11. kitabı
İnceleme yapmak çok zor çünkü kendimi bir kitap okumuş gibi hissetmiyorum. Ben bir evreni yaşadım resmen... O adaya gittim ve verilen bütün savaşları, çabaları, ihanetleri,huzunleri, kayıpları ve bazen de o buruk mutluluklari yaşadım. Cidden inanılmaz bir devam kitabıydı, kelimelerim yetersiz kalıyor açıkçası şuan. Üçlü kitapların çoğunda 2. Kitap sıkıcı ve olmamış olur, çok fazla örneği var bunun FAKAT bu kitap kesinlikle onlardan biri değil. Bu kitap kesinlikle yazılmış en iyi ara kitaplardan birisi. Hani okuduğum üç kitaplık seriler arasında bir liste yapsam, en iyi üç devam kitabına girer. Okurken o kadar çok duyguyu yaşattı ki cidden feleğim şaştı. Birine güveniyorsunuz ve sizi sirtinizdan falan değil, direk yüzünüze yüzünüze bakarak bicakliyor. Birinden nefret edecek gibi oluyorsunuz ve bir anda onu anlarken kendinizi buluyorsunuz... Karakterlerin gelişimlerine ayrı bayıldım. Arm hariç ama ona bayilmadim maalesef, daha çok kahroldum. KİTAPTA KESİNLİKLE FAVORİM LUNU VE HODBİN OLDU!! Hodbin benim ideal tipim arkadaşlar ben de Lunu gibi kibirli korsanlardan hoslaniyormusum... Sonda yaşanan olaylarla birlikte final kitabı için inanılmaz heyecanlandım ve beklenti doldum. En kısa sürede tekrar seriye kosacagima eminim o yüzden.
Hainin Mührü 2Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2026270 okunma
Puan vermedi
KIZIL GECE 2 / Duru Mavi "Neden güçlü olmak hep biz kadınlara düşüyor?" Merhabaaalar, Kızıl Gece serisiyle tanışmam geç oldu ama güç olmasın diyerek bir çırpıda iki kitabı da okudum. Oldukça keyifli bir seriydi, ben yazarın kalemini çok sevdiğim için seriye karşı çok ılımlıydım. Aksiyonu çok, düşmanlar zaten cuma günleri cami önünde hayır toplayan teyzeler gibi her yerden oluk oluk geliyor. Yani kitabı okurken sıkılmaya hiç vaktiniz olmayacak. Bu arada serinin ikinci kitabı bu arkadaşlar yanlış hatırlamıyorsam üçüncü kitabı da gelecek. Türk yazarlarımızdan böyle fantastik evrenler okumak müthiş üstü müthiş. Bu cümle biraz devrik olmuş olabilir ama yazarımızın kurduğu evren hiç devrik değil, okuyucuyu içine çeken bir fantastik dünya. Ben özellikle fantastik kurgularda, evrenin tadını çıkarmayı seviyorum. Yazar karakterlere odaklandığı kadar evreni de bize aktarmış. Canım Rozelin, bu kız başını kuma gömmeli bence yoksa başına gelecekler asla bitmeyecek. Annesi bir an önce torun istiyorum demiş gibi kız bir anda habersiz hamile oldu. İlk kitapta bunları görmüştük. Bu kitapta beni şaşırtan şey yine kızın hiç bilmediği bir evrende bir sürü düşmanının olması. Hamileler strese girmemeli derler ya işte Rozelin için dememişler sanırım. Ne alaka nasıl hamile kaldı derseniz o kısmı ilk kitapta işledik, oraya gönderiyorum sizi. Çünkü bu kitapta bebek her an gelebilir belki de gelmiştir. Biran, erkek karakterimiz. Kafası karışık bir karakter bence tabi ona da hak veriyorum lakin bu evrende yaşıyorsun sen yani şaşırmaman lazım be adam. Biran’ı sevdiğim kadar Timur’u sevmedim. Bu adama karşı biraz mesafeliyim arkadaşlar. Çok içten pazarlıklı geliyor bana.
Kızıl Gece 2DuruMavii · Epsilon Yayınevi · 0143 okunma