-Mesela sen bu kurşunu beynine sıkmaya karar vermiş olsan tabancayı doldururken kurşuna bakar mıydın, bakmaz mıydın?
- Ne diye bakacakmışım?
-Beynime gireceğine göre merak ediyorum nasıl olduğunu...
Ressam Kramskoy'un "Seyreden" adında pek güzel bir tablosu vardır. Tablo kışın bir ormanı gösteriyor. Yol kenarında, sırtında yırtık gocuğu, ayağında çarığıyla tek başına bir mujikceğiz duruyor; düşünür bir hali var, oysaki düşündüğü falan yok, sadece "seyre dalmış". Birisi dürtecek olsa silkinerek uykudan uyanmış gibi, ne olduğunu anlamadan size bakacak. Hemen o anda, orada durup neler düşündüğünü sorsanız belki hiçbir şey hatırlayamaz, ama seyrederken topladığı izlenimleri kesinlikle saklamıştır. Bu izlenimler onun için pek değerlidir; belki belirsizce, hiç farkında olmadan -tabii niçin, ne amaçla yaptığını da bilmeden- bunları biriktirir. Sonra, yıllar yılı topladığı bu izlenimleri ve daha da başka şeyleri olduğu gibi burakarak, ruhunun selameti için Kudüs'e gider; belki durup dururken doğduğu köyü yakar ya da her ikisini birden yapar.