İnsanın aldığı tüm kararların yükünü kendi vicdanında taşıması, tüm yargılama süreçlerinin ağırlığını omuzlarında hissetmesi ve her başarısızlık ve yoldan çıkışın, herkesin kendi yalnızlık ve vicdanında yaptığı seçimlerin birer sonucu olduğunu kabullenip sebebi önce kendinde aramak; bu son derece ezici bir durum.
Bu kitap "itaat etmeme" sorusunu "itaat etme sorunsalı"ndan yola çıkarak soruyor. Çünkü dünyanın saçmalığı ve mantıksızlığı karşısında "itaat etmeme" kendiliğinden, net, açık bir tavırdır. Fazla bir açıklama gerektirmez. İnsan neden itaat etmez? Bunun için gözlerini açması yeterlidir. İtaatsizlik durumu işte o an açıklamasını bulmuş olur. Oysa insanı esas şoke eden tepkisizliktir, edilgenliktir, dinginliktir.
Kırıntıların bölüşüldüğü başka bir dünya ile yolsuzluğa teslim olmuş, düşüncesi kıt yöneticilerin Tanrı ve denklemlerle birlikte oturduğu altın kaplama odaları arasında insanın gerçekliği tamamen yok olana dek eriyip dağılıyor.