Sanatsal hazlar söz konusu olduğunda bile, uyandırdıkları izlenim uğruna bu hazların peşine düştüğümüz halde, bu izlenimin kendisini tarif edilmesi imkânsız olduğu gerekçesiyle hemen bir yana bırakır, derinlemesine tanımadan haz almamıza imkân tanıyan şeye sarılır ve bunu kendi izlenimimizin kişisel kökünü ayıkladığımız için hepimizin nazarında aynı olan bir şeyden bahsederek konuşma imkânı bulabileceğimiz başka sanat meraklılarına iletme yanılgısına düşeriz.
nesneler biz onları algıladığımız anda maddedışı şeylere, o dönemdeki bütün kaygılarımız ve duyularımızla aynı cinsten şeylere dönüşür ve onlarla birleşerek ayrılmaz bir bütün oluştururlar. Eskiden bir kitapta okumuş olduğumuz bir ismin hecelerinin arasında, biz onu okurken esen süratli rüzgâr ve parlayan güneş gizlidir
Muammadan hoşlanan bazı kişiler, nesnelerin içlerinde kendilerine bakan gözlerden bir şeyleri koruduğuna, anıtların, tabloların bize asırlar boyunca, sayısız hayranın bakışlarıyla, sevgisiyle dokunmuş, algılanabilen bir tülün ardından göründüğüne inanma eğilimindedirler.
Eski bir hizmetçinin küçük odasına ilişkin bu hatıranın ansızın geçmiş hayatıma nasıl diğerlerinden çok farklı, çok hoş, uzun bir dönem eklediğini görünce, aksine en şatafatlı konaklardaki en şaşaalı davetlerin hayatımda nasıl bir izlenim boşluğu oluşturduğunu düşündüm.