Bir âşığın heyecanı gibiydi bu; utandırırdı beni.Nefret uyandıran, fakat karşı konulmaz nitelikteydi.Halimden zevk alırmış gibi bakarak beni kendine çeker, sıcak dudakları yanağımın üstünde öpücüklerle dolaşırdı.Neredeyse ağlayacakmış gibi fısıldardı: "Sen benimsin,benim olacaksın;sen ve ben sonsuza dek biriz."
Dante'nin başına bir öpücük kondurdum."Dante? Dante? Kalk."
"Hiç kalkasım yok." diye fısıldadı.
"Eve gitmek zorundayız."
"Ben zaten evdeyim.Seninleyim."
Aşk hava gibiydi.Okyanus gibiydi.Güneş gibiydi.Yazın bir ağacın yaprakları gibiydi.Kurak topraklara yağan yağmur gibiydi.Bir derenin çağlayan sularının yumuşacık sesi gibiydi.Fırtınada kıyıyı döven dalgaların sesi gibiydi.Aşk bütün savaşlarımızın nedeniydi.Aşk, uğruna yaşadığımız ve öldüğümüzdü.Aşk uyurken rüyasını gördüğümüzdü.Aşk günü karşılamak için uyandığımızda içimize çekmek istediğimiz havaydı.Aşk seni karanlıktan çıkarsın diye taşıdığın meşaleydi.
Utanç duymanın nasıl bir şey olduğunu biliyordum.Ancak Dante nedenini de biliyordu.Ve ben bilmiyordum.Dante.Ondan çok hoşlanıyordum.Ondan çok ama çok hoşlanıyordum.