İTHAF Bu Novella; karne parası, odun ve kömür parası için utandırılan; M.E.B. onaylı ders kitapları okul çantasındayken "yardımcı kaynak" kılıfıyla sunulan o derginin ücretini ödeyemediği için velisi ile öğretmeni arasında ezilen, utancından sıranın altına giren dünün talebelerine; Masasının başköşesinden eksik etmediği bir metrelik cetveli asıl amacının dışında kullanan sözde öğretmenlere; minicik yüreklerin aynasına salya saçarak bağıranlara; o küçücük parmak uçlarını birleştirip titreyerek uzatanlara, uçlarına kâh cetvelle kâh sopayla at nalı çakarcasına vuran "öğretmeyenlere"; Elin çocuklarına bak, el gün ne der, adam ol!" denilerek her fırsatta azarlanan; "Acaba kızarlar mı?" kaygısıyla acıktığını, susadığını dahi söyleyemeyen o çekingen kalplere; Ve rengârenk bisikletlere, bisikletçi dükkânlarının önünde sarı sıcağın altında saatlerce bakan, onlara dokunmaya bile korkan çocukluğunun elinin bırakamayanlara; Bugün Nöropsikiyatrik sendromların sancılarını çeken, nasıl düşüneceği öğretilen dünün ve bugünün tüm çocuklarına atfen... Ucu kör ve kırık bir kurşun kalemle yazılmıştır. Can Bayındır; çocukluğun kuytu köşelerinde saklı kalan travmaların, yetişkinlik hayatındaki Nöropsikiyatrik izdüşümlerini takip ediyor. Toplumun ve eğitim sisteminin “adam etme” adı altında bıraktığı kalıcı izleri, sarsıcı bir dürüstlükle ele alan yazar; susturulmuş bir neslin kolektif hafızasını kayıt altına alıyor. Bu eserinde, geçmişin bugünü nasıl yönettiğini sorgularken; okuru, kendi çocukluk yaralarıyla cesur bir hesaplaşmaya sürüklüyor.
Avusturya-Macaristan Havan Bataryası
1.Dünya Savaşı esnasında o zamanki müttefiklerimizden Avusturya-Macaristan 9 Numaralı Motorlu Havan Bataryası (k.u.k. 24 cm Motormörser-Batterie Nr. 9)'ndan bazı askerler ve bir 24 sm M-98 Havanı fotoğrafta görülüyor. Söz konusu batarya Kasım 1915'de Çanakkale Cephesine ulaşmış ve Matikdere'de mevzilenerek İngilizlere ciddi sıkıntı yaratmıştı.. Avusturya-Mcaristan 9. Havan Bataryasının 1.Dünya Savaşında Osmanlı Cephelerindeki safahatı Türklerle Beraber kitabında anlatılmıştır. Meraklılarına tavsiye ederim.
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
duraklamadan geçiyoruz birbirimizin sokaklarından,soluk almadan.. kimse dokunmuyor kimsenin yarasına. herkes kendi içinde.herkes kendi iç kanamasında. | m .mungan
Bugün matem günü geldi Ah Hüseynim vah Hüseynim Senin derdin bağrım deldi Ah Hüseynim vah Hüseynim Şehit düşmüş Şah-ı Merdan Şah Hüseynim can Hüseynim Kerbela'nın önü düzdür Geceler bana gündüzdür Şah Kerbela'da yalnızdır Ah Hüseynim vah Hüseynim Şehit düşmüş Şah-ı Merdan Şah Hüseynim can Hüseynim Şah Hüseynim attan düştü Yezit gelip kanın içti Atı Medine'ye kaçtı Ah Hüseynim vah Hüseynim Şehit düşmüş Şah-ı Merdan Şah Hüseynim can Hüseynim Kerbela'nın yazıları Şehit düştü gazileri Fatma ana kuzuları Ah Hasanım vah Hüseynim Şehit düşmüş Şah-ı Merdan
Kerbela
Hiçbir kelimeye sığmadı içimdeki sen. Kalbimde konuştuğun her cümleyi, bu sayfalara yazsam bir bir... Gözlerine hiç bakmadım belki, ama içim hep seni izledi. Bir gül gibi düştün kalbime, kokusu kaldı, sesi kaldı, sen kaldın.M
Canını ve malını Allah yolunda feda eden, Harise bin Numan. İki Cihan Güneşi’nin ders halkasında yetişmiş, onun talim ve tedrisinden geçmiş, kahraman ve cömert talebelerden birisi de Hârise bin Nûman’dır (r.a.). Hârise bin Nûman, malını mülkünü, canını ve bütün hayatını, en küçük bir tereddüt ve şüphe göstermeden Resûlullah’a (a.s.m.) feda edebilen bir kahramandı. Ömrünün sonlarına doğru gözlerini kaybeden Hârise namazgâhı ile evinin kapısı arasına bir ip çekmiş, cemaatle namaza katılabilmek için evinin kapısı ile Mescit arasına bir ip bağlamıştı. Ezan sesi duyunca çekilen ipe tutunarak mescide giderdi. Fakirler bir şey istedikçe ipe tutunarak onlara bizzat sadaka vermiş, bu işi kendilerinin yapabileceğini söyleyen ailesine, fakirlere kendi eliyle sadaka vermenin insanı kötü ölümden koruduğuna dair Resûl-i Ekrem’den bir hadis duyduğunu söylemiştir.