çok karmaşık bir organik yapısı olan biz ileri organizmalar çevremize, birçok harika benzerlikler icat ederek tepki veririz. yerleri ve gökleri, ağaçları, taşları ve okyanusları, tanrıları, müziği, sanatı, dili, felsefeyi, mühendisliği, uygarlığı ve bilimi icat ederiz. bu benzerliklere gerçeklik deriz. ve gerçekliktirler. gerçek adına çocuklarımızı hipnotize eder, bunların gerçeklik olduğunu bilmelerini sağlarız. bu benzerlikleri kabul etmeyeni akıl hastanesine atarız. ama bu benzerlikleri icat etmemize neden olan, niteliktir. nitelik, çevremizin, içinde yaşadığımız dünyayı yaratmamız için başımıza bela ettiği sürekli bir uyarandır. tümüyle. her parçasıyla
"Biz hac ibadetini yerine getirdikten sonra Beytullah'a vardık; o zaman Ömer halifeydi. Kâbe'de bir hutbe okudu; hutbesinde şu konuya değindi: Peygamber de zina suçundan dolayı insanları recimle idam etti, biz de halife olarak bunu uyguladık. Korkarım ki, zaman içinde bazıları, 'M ademki
Kuranda evli kişilerin zina etmeleri durumunda recim cezasıyla cezalandırılmaları net bir ifadeyle yazılmıyor, o halde
böyle bir ceza yoktur' diyecekler ve böylece de çok önemli
bir meseleyi inkâr ettikleri için dalalete düşecekler. Halbuki
daha önce recim cezasıyla ilgili ayet Kur'an'da vardı; biz onu
hem okuduk (çünkü Ömer de vahiy kâtiplerindendi), hem de
dinledik. Eğer halk, 'Ömer Kur'an'da olmayan bir şeyi
Kur'an'a yazdı' eleştirisinde bulunmasaydı, yemin ederim ki,
bu recim ayetini Kur'an'a yazardım."
Sadece mutlu olmayı istesek kolay olacaktı ama biz başkalarından daha mutlu olmak istiyoruz.Bu da oldukça zor çünkü onları daima olduklarından daha mutlu görürüz.