meltem

Hissettim ki, onun ruhuna sükûnet verip dinlendiren bendim, benim çehremdi. Bu, o kadar acayip bir sarhoşlukla benliğimi kanatlandırdı ki, birçok bayram bekledikten sonra nihayet ümit etmediği bir oyuncak verilen bir küçük çocuk sevinci ile altüst oluverdim.
Reklam
Yolunda ateşlerde yanmaya, vücudumu zerre zerre, en büyük işkencelerle ayırmaya razı olacağım maksadın siması sendin, Handan. Niçin yüzünü benden çevirdin?
O kadar sevdiğim gözkapaklarına son veda busesini bırakmaktan bile beni menettiren vazifen, yoksa vazife de değil mi? Ne elim bir azap içindeyim, Handan.
Herhalde Hüsnü Paşa sizin bu gözlerinizi sevmesini bilmemiştir. Ben onları pek, pek çok sevdim, anlıyor musunuz? Pek, pek çok maksattan da çok, Handan.
Ah, nasıl bu aşktaki hararet eksikliğinden üşüyorum ve büzülüyorum!
Reklam