Ben her gece,
Gözlerim tavanda bir noktaya dikilmiş,
Seni düşünüyorum.
Ve sen o saatlerde,
Benim görmediğim rüyaları görüyorsun.
Bir böcek giriyor kafatasıma...
Her gece sen,
Bir cinnet gibi
Kanıma yürüyorsun...
Rusya'da, evli kadınlar, kocalarının onayı olmaksızın kişisel bir borçlanma anlaşması yapamazlar. Aynı şekilde kocalarının rızası olmadan imzaladıkları poliçeler de geçersiz sayılır. Bizim yasalarımıza göre kadın, kocasına boyun eğmek zorundadır ve koca, kendisinden kaçmaya teşebbüs eden, "boyun eğmeyen eş”i, tiksinç ve iğrenç bir varlığa yapıldığı gibi silah zoruyla geri getirebilir...
Fransız Medeni Kanunu'nu hatırlatmak yeter. Bu yasaya göre, evlilik sözleşmesinin imzalandığı gün, kadın, medeni haklarını yitirir. Malları kocasının yönetimine geçer; kocasının onayı olmaksızın hiçbir hukuki işi tamamlayamaz; hatta ev kiralanması için bile "bey ve efendi"nin tanıklığı gerekir; aile ocağının kutsal niteliğini en sert yasalar korur ve böyleee çifte ahlakın tam olarak gerçekleşmesi sağlanır: Kocanın eşini aldatması yasalarca basit bir para cezasıyla cezalandırılır; o da özel koşullarda oysa kadının evliliğe sadık olmaması, ona iki yıllık hapis cezasına patlar. Evlenmediği sürece biraz daha özgür ve bağımsız olsa bile, evlenmemiş kadının üzerinde baba egemenliği geçerlidir. Buna karşılık, Fransız yasaları, evlenmemiş kızın "bekareti"ni uyanık biçimde gözaltında tutar ve kız anneler, nikahsız karıkocalığın bütün sonuçlan yalnızca onların üzerinde kalacak sertlikte cezalandmlır; bilindiği gibi, Fransız Medeni Kanunu'nun 350. maddesine göre "babanın aranması yasaktır".