mehmet

mehmet
@m7779
2021
"Ben şu andan itibaren bir elmayım, Babar. Ne yapabilirim ki bir kadınla?" "Tamam işte!... Sana bir kadın bulurum, o da ısırır seni!" "Boş ver!" dedim. "Kimseyi cennetten kovdurmayalım şimdi!"
Sayfa 395·Kitabı okudu
Reklam
Neye inanmak istiyorsan, ona inan! En azından, kendinden başka, kimse seni kandıramaz. 21. yüzyıl şartlarında, bu da, hiç yoktan iyidir, değil mi?
Sayfa 260·Kitabı okudu
Nefret ediyordum doğadan! Her şeyin her şeyi yemesinden! Bütün döngünün, her şeyin her şeyi yiyerek sürüp gitmesinden nefret ediyordum. Başka türlü olamaz mıydı? Başka bir seçenek yok muydu? Bu muydu, o muhteşem ve mükemmel doğa, dedikleri? Bu doğayı yaratan her neyse ya da kimse, nasıl bir sadistti ki "Öyle bir düzen kuracağım ki sırf yaşamak için herkes birbirini gebertecek!" diyebilmişti. Birbirini yiyen o hayvanlar, her şeyi yiyen o insanlar, bütün cesetleri yiyen o böcekler, o böcekleri yiyen başka böcekler..."Hepsinin de amına koyayım!" diye bağırıyordum. "Bu doğayı hayal edenin de, bütün bu et yiyip kan içme sahnelerine mucize diyip, hepsi için şükredenlerin de ta amına koyayım. !" O kadar sinirlenmiştim ki yanımda kağıt kalem olsa derhal bir dilekçe yazardım. Madem, bütün o dinler yazıya dökülüp kitap olmuştu, demek ki kullanılması gereken iletişim tekniği buydu. Ben de bir şikayet mektubu yazıp atacaktım havaya, ya da Allah ya da Tanrı ya da şu ya da bu, her neredeyse oraya! Madem Kuran, "Oku!" diye başlıyordu, ben de mektubun başına "Sen de bunu oku!" diye yazacaktım!
Sayfa 208·Kitabı okudu
Her yerde ve her zaman, inatçı bir kelebek gibi çalışan kulak dolgunluğı düzeneğim, o depoda kılını bile kıpırdatmamıştı. Çünkü Peştucanın gerçek hayatta hiçbir işe yaramayacağından emindi! Oysa gerçek hayat insan algısının dışına düşen her şeydi! Öğreniyordum...
Sayfa 200·Kitabı okudu
1. Olağan zamanlarda halkıyla iletişim halinde bulunan bir lider, herhangi bir krize karşılaştığında içine kapanır ve kararlarının sorgulanmaması adına, yönettiği kişilerden bilgi saklamaya başlar. Bu davranışının başka bir nedeni de, olası paniği engelleyerek toplumsal düzeni, dolayısıyla da otoritesinin sürmesini sağlamaktır. 2. Olağan şartlar da kurumsal bir çalışmanın parçası olduğunu düşünen lider, içe kapanması ve krizin yıpratıcı etkisiyle birlikte, yöneticiliği, kişisel bir yükümlülük olarak değerlendirmeye başlar. Bunun sonucunda da, o güne kadar, halkı için harcamış olduğu emek ve zamanı, bir fedakarlık olarak görür. Krizin uzamasıyla birlikte liderin içinde biriken bu fedakarlık duygusu, halkına karşı iltihaplı bir öfkeye dönüşür. O iltihabın, düşünce dünyasına sıçramasına neden olur. Bu da, 'nankör' halkına ayaküstü intikamları almasıyla sonuçlanır. 3. Ancak bir yandan da kriz sürmekte olduğu için, halk, tek kurtarıcı olarak gördüğü liderinin, bu yükselen otoriterliği ve intikamı andıran tepkilerini görmezden gelir. 4. Dolayısıyla, kriz, liderin ağladığı, bağırdığı, hakaret ettiği ve bütün travmalarının su yüzüne çıktığı, ancak ücretini halkın ödediği bir psikoterapi seansına dönüşür. 5. Kriz süresince, liderin halkıyla kurduğu ilişki, tatmin üzerine kurulu ve cinsellik temellidir. Halkın lideriyle kurduğu ilişkiyse, baba figürü eksenli, ailevi bir nitelik taşır. Dolayısıyla kriz hallerinde, lider - halk ilişkisi ensesttir. Yani doğası gereği bir skandaldır. 6. Liderin aşırı otoriterliğini meşru kılan kriz, alternatif bir güç kaynağıdır. Bu kaynaktan en verimli biçimde yararlanmak adına, liderin ülkesini, 'sürdürülebilir kriz' düzeyinde sabitlemesi şarttır. Bunun için yapılması gerekense, küçük iç çatışmalar yaratmaktır. İç savaşla iç çatışma arasındaki
Sayfa 169·Kitabı okudu
Reklam